Hoşgeldiniz, Kuşçu! [ Kayıt ol | Giriş Yap

Islık Çalmayı Öğrenmek İsteyenler İçin “Nasıl Islık Çalınır?” Rehberi

Makaleler 13 Aralık 2017

1. Orta parmağınızla ve işaret parmağınızla bir “A” harfi oluşturun. Diğer parmaklarınızı yumruk yapıyormuş gibi bükün

2. Dudaklarınızı yavaşça yalayın ve dişlerinizin etrafına doğru kıvırın. Dudağınızı ne kadar germeniz gerektiğini anlamak, birkaç kez deneme yapmanızı gerektirebilir.

3. Şimdi dilinizi doğru pozisyona yerleştirmeniz gerekiyor. Parmaklarınızı kullanarak dilinizi dikkatli bir şekilde ağzınıza doğru kıvırın ve kıvrılmış dilinizin ucuna yavaşça bastırın. Şimdi dilinizin kavisli bir görünümde olması gerekiyor. Parmaklarınızın yalnızca çeyreği ağzınızın içinde olmalı.

4. Ağzınızdaki havayı, dışarı doğru yavaşça üfleyin. Hava, yalnızca alt dudağınızın üstünden çıkıyormuş gibi hissedeceksiniz. Eğer üst dudağınızdan da çıkıyor gibi hissediyorsanız, parmaklarınızı kullanarak hava geçişini azaltmanız gerekiyor.

5. Hadi bakalım, siz de deneyin!

101 toplam izlenme, 0 Bugün

Posta güvercin yarışındaki kayıplar

Makaleler 10 Haziran 2017

Merhaba arkadaşlar her yıl ülkemizde yapılan yarışlarda büyük oranda kayıplar yaşanmaktadır.Hiç şüphe yokki bunda yetiştirici hataları ( kuşun sağlıksız olması,idmansız olması,iyi bakılmaması,kuşun sportif kalitesinin olmaması vb gibi ) etkenler dışında organizasyonların ve salım hatalarının kayıplardaki etkisi çok büyüktür.Bu nedenle salım görevlilerine yardımcı olacağını umduğum orjinali hollanda kökenli olan bu makaleyi sizlerle paylaşmak istedim.Umarım salım yetkilileri bu makaleyi okuyup gerekli dersi çıkarırlar.
Salımdan önce salım sorumlusunun sağlıklı bir karar verebilmesi için güncel hava durumunu incelemesi ve yarış hattı üzerinde önceden belirlediği kişilerle yarış hattı üzerindeki güncel hava durumu hakkında kesin fikir sahibi olması yarışın iyi geçmesi açısından çok önemlidir.
Salmak veya salmamak
Aşağıdaki koşullarda salım yapılmaz :
1. Görüş mesafesi 5 kilometreden azdır.
2. Yağmur yağarken.
3 Düşük bulutlu, sisli veya fırtınalı fırtına aktivitesi olan yoğun bulutlu koşullar.
4. 36 km / saat’in (23 mp / saat) üzerinde kuvvetli rüzgar sesi.
5. Oldukça yüksek sıcaklık 35C + yaşlı kuşlar için ve 30C + genç kuşlar için.
6 Uçuş hattında yoğun yağışlı güçlü rüzgarlar.
7. Bir şeylerin doğru olmadığını gösteren son derece sakin koşullar.
8. Yarış arabasındaki güvercinler çok sessiz olduğunda ve bir şeylerin yanlış olduğunu hissettiğimizde .
9. Ani hava değişikliklerinde.
10. Yerin manyetik alanı çok hareketli olduğunda ve aynı zamanda diğer olumsuz etkiler varsa.Deprem,büyük yangın,volkan patlamaı vb.gibi
11. Güvercinlerin salım yerine vardıktan sonra yeterince dinlenmeye vakti yoksa.
12. Salım saati öğleden sonra çok geç olduğunda.
13. Kuşların, uzun mesafeli yarışlar hariç, gün içinde makul süre zarfında eve dönecek vakitleri yoksa.
En uygun yarış koşulları:
1. Tailwind. Kuşların arkasından esen rüzgar.
2. Sıcaklıklar 10-25C arasında.
3. Kuru hava
4. İyi görüş 20 km +
5. Büyük mavi alanlı yüksek ve hareketli bulutlar.
Son not : En olumlu hava koşulları olması durumunda dahi kuşların çok erken serbest bırakılması tavsiye edilmez. Aşağıdaki şema iyi bir yardımcıdır:
1. Nisan ve eylül aylarında: Gün doğumundan 2 saat sonra serbest bırakın.
2. Mayıs ve Ağustos aylarında: gündoğumu takiben 1,5 saat sonra serbest bırakın.
3. Haziran ve temmuz aylarında: gündoğumdan 1 saat sonra serbest bırakın.
YARIŞ SEPETİNDEKİ KUŞ SAYISI
Tüm kuş yarışlarının tarihine baktığınızda yarışçıların her yıl aynı hataları tekrarladığını görürsünüz.
Bu hatalar yarış sepetinde tekrarlanmaktadır.Kuşlara kramp girip,kendini sardunya gibi istiflenmiş hissederler.Aynı kuşçular kümeslerinde kuşları için geniş yerler ayırmaktadır.yuvalıklar
tünekler vs.
Onlar kuşlarını yarışa en iyi şekilde hazırlıyorlar ancak kuşların sepetlerde strese girmesine sebep oluyorlar.Hem yaşlı hemde genç kuşlar sepetin içinde etraflarına dönebilicekleri yeterli boş alan isterler.
1-) 1 geceyi yarış sepetinde geçirecek her kuş için minimum 250 cm2 alana ihtiyaç vardır.
2-) 2 geceyi yarış sepetinde geçirecek her kuş için minimum 280 cm2 alana ihtiyaç vardır.
3-) 2 geceden fazla yarış sepetinde geçirecekse her kuş için 325 cm2 alana ihtiyaç vardır.
Şayet hava sıcaklığı 25 – 30 C derecede ise her kuş için 350 cm2 alana ihtiyaç vardır.Bu veriler
her bir kuş için ideal rahatlık sağlar.
SEPETİN HİJYENLİĞİ
Sepetler her hafta düzenli olarak temizlenip içersine konan metaryerler yenilenmelidir.
1- YARIŞ ARACI 90 KM SABİT HIZI GEÇMEMELİDİR.
2- KUŞLARA ILIK SU VERİLMELİDİR (25 C)
3- ARAÇ HER 100 KM ARALIKLARLA MOLA VERİP 1,5 SAAT SÜREYLE KUŞLARIN SU İÇMESİ
VE DİNLENMESİ SAĞLANMALIDIR.AYRICA GEREKLİ ZAMANLARDA YEMLEMEDE ÖNEMLİ.
4- YEM GENEL OLARAK MISIR İÇERMELİDİR (ÖRNEK :SPORT YEM)
5- YEM HER SEFERİNDE KİRLENME VE NEME KARŞI KONTROL EDİLMELİDİR.
KUŞLARA NE ZAMAN YEM VERİLMELİDİR
Şayet yarış 1 gece dışarıda geçen yarışsa (over night race) kuşlar öğlenden önce salınıp ertesi gün
evde olucaklarsa kuşlara yem salımdan 3-4 saat önce verilir.Yem mümkün olduğunca hafif olmalıdır.
(DİYET YEM).Yolda geçen önceki gün kuşlara 15-17 saatleri arasında normal yem (SPORT) verilir.
Şayet kuşlar yarıştan 2 gün önce sepete konuldularsa kuşlara salım yerine gelindiğinde CUMA ak-
şamı 15-17 saatleri arasında yem verilmelidir.Çünkü birçok kuşun bu taşıma sırasında sepetlere
kustukları görülmüştür.
SUYUN KALİTELİ OLMASI İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ŞEYLER
Su deposu her yarıştan sonra boşaltılmalıdır.Şayet bu çok basit önlem alınmazsa VİRÜS,BAKTERİ
TRİCHOMONİASİS, ve birçok E-COLİ mikrobunun burada kolayca üremesi sağlanır.Eğer kuşlar bu
koşullarda saklanan suyu içerlerse yarış kondisyonlarının düştüğünü görürsünüz.Kuşlar eve döndü-
ğünde kuşçuyu bir felaket beklemektedir.Ani hastalıklar patlaması gibi.
KORUMAK HER ZAMAN İÇİN TEDAVİDEN DAHA UCUZ VE DAHA ETKİLİDİR.Ayrıca her ay su
deposu temizlenip dezenfekte edilmelidir.
KUŞLARIN SULANMASI
Salım noktasından önce su tankı taze suyla doldurulmalıdır.Özellikle genç kuşlara taşıma sırasında
su içmeleri öğretilmelidir.Kamyon sürücüsü fren yaptığı zaman kuşların kafesleri ,sular ve kapılar
açılabilir.Bu gibi durumlarda içersinin kontrol edilmesinde yarar vardır.Çok önemli tavsiyem dışarıda
hava sıcaklığı 25 C üstüne çıktığında sürücünün ekstra mola vermesinde yarar vardır.Araç salım
noktasına gece vardığında kuşlara su verilmelidir.6 saat arayla bu işlem tekrarlanmalıdır.
HAREKET ETME ZAMANI (GERİ DÖNÜŞ)
Salım yerinden ayrılacağımız zamanı dikkate almak gerekmektedir.Taşıyıcı salım yerine yeterince
erken zamanda ulaşmalıdır.Normalde her 100 km 1 saat süreyle beklenir.Bu süre kuşların stresten
kurtulmaları için yeterlidir ve buna ihtiyaçları vardır.Salım noktasında yapılacak minimum 2 saatlik
istirahat kuşlar için gereklidir.Bu esnada kuşların sulanmaya ihtiyacı vardır.Özellikle soğuk havalar-
da aracın kapılarının sürekli açılmamasına özen gösterilmelidir.Ancak kısa süreli havalandırmalar
yapılmalıdır.Bu serinleme kuşların süratle eve dönmelerini sağlar.
GÜVENLİ GİTMEK
Kuşlar teslim alınmadan önce yarış aracının kapıları herkese karşı kapatılmalıdır.Kimsenin burada
işi olamaz.İçteki kapıyı açıp buraya temiz hava dolması sağlanmalıdır.Kuşlar araca konulmadan
önce aracın içi konrol edilip herhangi birinin olup olmadığına bakılmalıdır.
STRES DURUMLARINDAN KORUMAK
Şayet salım yerinde birçok salım aracı varsa salım saati konusunda diğer araçların yetkilileriyle
görüşüp aynı anda kuşları salmak gerekir.Şayet bu konuda anlaşma sağlanamazsa ve diğerleri siz-
den önce kuşlarını salacaklarsa aracın kapıları kapatılıp sizin aracınızdaki kuşların diğer araç veya
araçlardaki kuşların salınmasını görmelerini engellemelisiniz.Bu işlem kuşları stresten korur.Daha
sonra kuşlarınızı salarsınız.
DAİMA UYGULANMASI GEREKEN TAVSİYELER
Salım yapılmadan önce yarış sorumlusu her yerden hava durumu raporu almalıdır.
KUŞLARIN KALDIKLARI YERİN KONTROLÜ
Kuşlar salındıktan sonra kafesler teker teker kontrol edilip ölen veya yaralanan kuşlar var ise bunlar
geri götürülüp yarış sorumlusuna teslim edilmelidir.
SALIM ALANININ TEMİZLENMESİ
Kuşların konulduğu alan kuşlar salındıktan sonra temizlenmelidir.Bu çöpler araca yüklenip uygun
mahallerdeki çöp konteynırlarına bırakılmalıdır.Avrupada birçok yerde çevreyi kirlettiği için kuş salı-
mına müsaade edilmemektedir.Şayet biz bu sporu seviyorsak ve yapıyorsak çevremizi temiz tutma
lıyız.
TAŞIYICI RAPORU
Yarış yerinde oluşabilecek bütün sorunlar yarış sorumlusuna bildirilmelidir.Organizatör bu problem-
leri not edip sorumlularını ve nedenlerini araştırmalıdır.Taşıyıcı her şeyi rapor halinde yazıp yarıştan
sonra yarış sorumlusuna göndermelidir.
Saygılar
RAHMİ BOZKIR

87 toplam izlenme, 0 Bugün

GÜVERCİN BAKIMININ ESASLARI

Makaleler 5 Haziran 2017

Merhaba arkadaşlar sayfamızda ortak hobimiz olan güvercin yetiştiriciliğine bilgi ve bilinçlendirme anlamında katkı sağlamak amacıyla gerek sağlık ve bakım gerekse güvercin sporunu ilgilendiren her konuda sizlerle paylaşımda bulunmaya devam edeceğiz.Bizi izlemeye devam edin !!!!

GÜVERCİN BAKIMININ ESASLARI

Sevgili Yetiştiriciler, hepimizin ortak merakı olan güvercin yetiştiriciliğinin, güvercin sağlığı bakımından da temelini oluşturan, olmazsa olmaz şeklinde de değerlendirebileceğimiz ana kuralları vardır. Uygulanması gereken kurallar nelerdir kısaca açıklayarak başlayalım;

1. Mutlaka standartlara uygun kümes veya kümesler.
2. Temizlik ve hijyen
3. Sağlıklı damızlık
4. Finansman
5. Zaman
6. Sportmenlik

1.Kümes ;
Kümes deyince aklımıza gelen konu; güvercinlerimizin rahat edebileceği, sağlık koşullarına uygun ,yaşamları süresince barınabilecekleri güvercin evlerinden söz ediyorum. Kümesleri, bahçe kümesleri ,tavan arası kümesleri ve teras kümesleri olarak sınıflandırabiliriz. Kümeslerimizin cephesini , şayet şeçeneğimiz varsa rüzgarın daha ılık estiği, sabah güneşini ve gün boyu güneş ışınlarını alabilen doğu veya güney doğu yönlerine kurarsak kuşlarımızın güneş ışınlarından azami derecede faydalanmalarını sağlarız. Böylece sabahın erken saatlerinde kümesin içersindeki havanında ılıklaşmasını sağlarız. Kümeslerin çok lüks olması önemli değildir ancak ihtiyaçlara cevap vermesi çok önemlidir. Bahçe kümeslerini ve terasta inşa edeceğimiz kümesleri yerden 45cm gibi yüksekliğe kaldırırsak, kümesin altında oluşacak hava sirkülasyonu sayesinde kümes tabanının daima kuru kalmasını sağlarız. İyi bir kümeste dikkat edilmesi gereken en önemli husus kümesin tabanının sürekli olarak kuru kalmasını sağlayan ve kuşlarımızda üst solunum problemleri yaratmayan havalandırma sistemlerinin bulunmasıdır. Bunun için belli zaman dilimlerinde devreye sokacağımız (kuşları yemleme zamanı gibi ) elektrikle çalışan havalandırma sistemlerini tercih edebileceğimiz gibi doğal havalandırma sistemlerini de oluşturabiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus kümes içersinde kuşlarımızı cereyana maruz bırakmamaktır. Bu nedenle kümeslerde tek cepheden, tercihen kümeslerin ön yüzünde alttan açılacak havalandırma delikleri ile kümesin içersine temiz hava girmesini sağlarız. Tavandan açacağımız havalandırma bacaları ile de kümesteki istenmeyen kötü hava ve kokuların dışarıya çıkmasını sağlarız. Böylece kuşlarımızı hava akımlarına (cereyan) maruz bırakmaksızın kümeslerimizin hava sirkülasyonunu sağlarız.

Ayrıca kümeslerde kuşlarımızın yuva ölçülerini ve şekillerini belli standartlara göre dizayn edersek hem kuşlarımız rahat eder hem de yuva temizliğinde bizler rahat ederiz. Standartlara uygun yuvadan kastım; bir çift kuşun yaşamlarını sürdürebileceği, rahatlıkla eşleşip yavrularını büyütebilecekleri, kolay temizlenebilmesi için altında tercihen yuva ızgarası olan, içersinde 2 adet yumurtalık konulabilen, önleri gerektiğinde kapatılabilmesi için yuva önü bulunan, yetiştirdiğimiz kuşların fiziki yapılarına uygun ölçülerdeki yuvaları kastediyorum. Bu yuvaların ölçüleri kişisel olarak değisse de, normal ölçüler 40x60x40 veya 40X70X40 gibidir. Konuyu biraz açmak gerekirse ideal bir yuva 40 cm derinlik, 60 cm genişlik, 40 cm yüksekliktedir. Bu standartlara sahip bir yuvada bir çift kuş, konulacak 2 adet yumurtalık sayesinde aynı anda bir çift yavru büyütürken, bir çiftte yumurtaya yatabilir. Yuva önleri sayesinde ise kuşlarımızı yuva içersine kapatıp, burada eşleştirerek, yemini ve suyunu burada vererek doğacak yavruların istediğimiz çiftlere ait olduğundan emin olabiliriz. Ayrıca yuva önlerine takacağımız mamalıklara yem koyarak, hem yavruya bakan çiftlere yardımcı olabiliriz, hem de yavruların ebeveyinlerine bakarak çabucak yem yemeyi öğrenmelerini sağlarız. Yuva altı ızgaraları ise kuşlarımızın dışkılarıyla temasını kestiği için yemin dışkı ile bulaşması sonucu oluşabilecek olan enfeksiyonların önlenmesinde rol oynayan çok önemli faktörlerden biridir. Ayrıca haftada bir kez bu ızgaraları kaldırmak suretiyle yuvalıkları kolayca temizleyebiliriz.

Kümeslerimizin tabanlarını günlük olarak temizlemiyorsak yere koyacağımız taban ızgaraları sayesinde kuşlarımızın dışkıları ile temasını keseriz. Kuşlar yerdeki dışkılara basmadığı için, bu dışkılar daha kısa sürede kuruyup, temizlik aşamasında ise daha kolay temizlenebilecektir. Kümeslerde kuşlarımızın suluklarını yerden takriben 50cm yükseklikteki sehpaların üstüne yerleştirirsek, içeride uçuşan tozların sulukları kirletmesini belli oranda önlemiş oluruz. Kuşlarımızın mutlaka hergün sularını değiştirip tazeleyelim. Böylece uzun süre suluklarda bayat su kalmayacağından suyun bakteri üretmesini de belli oranda önlemiş oluruz. Günlük verdiğimiz suyu direk çeşme suyu yerine, içersine bir miktar su dezenfektasyonu ilave ederek verirsek, sudan geçmesi muhtemel olan bazı enfeksiyonları önlemiş oluruz. Ayrıca kuşlarımıza yemlerini mutlaka temizlenip dezenfekte edilmiş bir zeminde veya yemliklerde vermeliyiz. Sanırım hiç kimse tuvalette yemeğini yemek istemez. Öyleyse bizlerde kuşlarımıza yemlerini özenle hazırlanmış yemliklerinde sunalım.Alacağımız bu basit tedbirlerle kuşlarımızın sağlıklı kalmalarını sağlamış oluruz.

Standartlara uygun kümes , yuva , tünek vs. örneklerini TGYB’nin fotoğraf galerisindeki salma örneklerinde görebilirsiniz.

2.Temizlik ve Hijyen ;
Temizlik ve hijyenik koşullar hastalıkların kolayca yayılmasını önleyeceğinden, mutlaka uygulanması gereken önemli tedbirlerdir.
Haftalık yapacağımız kümes temizliği, yerleri, yuvaları, yumurtalıkları, tünekleri ve kümeste kullanılan her türlü ekipmanı kapsamalıdır. Kümes temizliği birkaç aşamalıdır. Birinci aşamada kümesteki her yer ve ekipmanlar (yemlik, suluk vs ) temizlenmelidir. Bu periyotta mümkünse elektrik süpürgesi ile kümesteki her yerin küçük tozları alınır. İkinci periyotta ise bir kova içersine konulan bir miktar dezenfektasyon ilacı karıştırılmış ılık su ile bütün yüzeyler silinmek suretiyle, mikropların barınmasına uygun ortam yaratabilecek olan tozlar silinip temizlenir. Son olarak ta dezenfektasyon pompası ile püskürmek suretiyle kümesteki el girmeyen yerlerde dahil olmak üzere her yer dezenfekte edilir. Bu işleme alternatif olarak pürmüz ile yakmayı da deneyebilirsiniz.
Unutmamak gerekir ki yakma metodu da mikropların imha edilmesinde çok etkilidir. Ancak çok dikkatli olunmasını tavsiye ederim. Zira yangın çıkarabilirsiniz veya kendinize zarar verebilirsiniz.

3.Sağlıklı damızlık ;
Damızlık seçimimizi yaparken, kuşun gözle görülebilen ve aranılan vasıfları dışında ,sağlık barometrelerinin de dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Zira sağlıklı yavrular ancak sağlıklı damızlıklardan gelir. Dikkat edilecek olursa doğada sadece en sağlıklı ve en güçlü hayvanlar hayatta kalır ve onlar sürünün damızlığını oluşturur. Bizlerde tabiata fazla aykırı davranmamalıyız. Çok çabuk hastalanan bir damızlık kuşun yavruları da aynı olacaktır.Fakat sağlıklı, her türlü koşullarda hayatta kalmayı başarabilen ve hastalıklara karşı ilaç kullanmaksızın direnç gösterebilen bir damızlık, daima dayanıklı bir soyun atası olacaktır. Bilemiyorum bizler belki de posta güvercini yetiştiricisi olduğumuz için ve bu kuşlar sportif amaçlı yetiştirildiklerinden bu konuda çok hassasiyet gösterebiliriz. Ancak başka ırkları da yetiştirmiş olsaydım, aynı düşüncelerle hareket ederdim.

4.Finansman ;
Kuş bakımı sanıldığı kadar çok basit ve ucuz olmayıp, mutlaka belli oranda finansmana ihtiyaç duyulmaktadır. Bunları belirtmemdeki neden şayet yeni bir arkadaşımız bu hobiye merak salarsa, kendini nelerin beklediğini bilmesi içindir. Bu harcamaları kısaca özetlemek gerekirse; başlangıçta kuş edinebilmek için bir miktar harcama yapılır. Daha sonra kuşun olağan harcamaları vardır.Yem, ilaç, aşı, vitamin, yem katkıları vs. gibi. Form ve Performans ırklarını besleyen arkadaşların harcamaları aşağı yukarı bunlarla biterken, Posta güvercinleri ile uğraşanları daha farklı harcamalar da beklemektedir. Örneğin yarışları tertipleyen organizatörlere yaptıkları harcamalardan dolayı ödenen kuş başı ücret, ayrıca kuşları yarışlara hazırlamak için kişisel arabalarınızla veya yarış arabasıyla yaptıracağınız antrenmanlara harcanan paralar vs. Yaklaşık 80 –100 adet posta güvercini besleyip yarıştıran bir kümesin senelik harcamaları ortalama 1000 $ civarındadır.Bu bakımdan posta güvercini ile profesyonel anlamda uğraşmayı düşünen yeni arkadaşların işin bu yönünü de göz önünde bulundurmalarını tavsiye ederim.

5.Zaman ;
Hangi ırkları yetiştiriyorsanız yetiştirin, mutlaka bakımı için belirli bir zamana ihtiyaç vardır. Bu zaman diliminde eğer hava müsaitse kuşlarımızı mutlaka dışarı çıkarıp havalandırmalıyız. Bütün günü kümeslerde kapalı olarak geçiren kuşların bu özgürlüğe herşeyden fazla ihtiyacı olduğunu unutmayalım. Şayet posta güvercini yetiştiricisi ve yarışçısı iseniz size günde en az iki saat gerekiyor demektir. Sabahları 1 saat, akşamları da bir saat olmak üzere günde iki saat uçurtmak gerekiyor. Başka türlü bu GÖKYÜZÜ SAVAŞÇILARINI formda tutamazsınız.

6.Sportmenlik ;
Her türlü yarış müsabakalarında olduğu gibi güvercin sporunda da yetiştiricinin diğer yetiştiricilere karşı sportmence davranması gerektiğine inanıyorum.Yetiştirici herşeyden önce başkalarının haklarına saygı gösteren, bilgi birikimini paylaşan, dürüst, birlikte aynı hobiyi paylaşan kişilerinde hobilerini yapmalarına imkan tanıyan, başkalarına ait kuşları yakaladığında, mümkünse sahibine iade etmeyi prensip edinmiş ve elindeki ile yetinmeyi bilen bir yapıya sahip olmalıdır. Bunun gerçekleştirilebilmesi içinde mutlaka her yetiştirdiğimiz kuşumuza yıl ve isim markası takılmalıdır. Kuş alımlarında kuş sahibi, sattığı kuşla beraber kuşun markasının karşılığı olan kartını veya pedigresini vererek bir anlamda alıcıya kuşun nüfus kağıdına sahip olma imkanı tanımış olur. Sanırım bu tarzda uygulamalar ile hepimizin korkulu rüyası olan kuş HIRSIZLIĞININDA önüne belirli oranda geçmiş oluruz. Güvercin yetiştirmenin bir AMAÇ değil, bizleri birbirleriyle tanıştıran ve kaynaştıran bir ARAÇ olduğu düşüncesinin, hepimizin bu olaya bakış açısını değiştireceğini tahmin ediyorum. Ayrıca hasta kuşunu bir başka yetiştiriciye satmanın da gittiği yerde doğuracağı sonuçlar açısından son derece sportmenlik dışı bir davranış biçimi olduğunu ifade etmeliyim. Şayet kümesimizde herhangi bir hastalık varsa, bunu çevremizdeki kümeslerin sahiplerine bildirip tedbir almalarını sağlamakta herşeyden önce bir insanlık ve sportmenlik görevidir.

Saygılarımla
Rahmi BOZKIR

55 toplam izlenme, 1 Bugün

Güvercin Yetiştirmeye yeni başlayanlar için çok nadide bilgiler

Makaleler 28 Aralık 2016

Bu çalışma Güvercin yetiştiriciliği konusunu ele alan,bilgi ve tecrübe ile sabit olan birikimleri güvercin yetiştirmeye yeni başlayan kardeşlerime aktarmak,her güvercinseverin elinde kendini hoşnut edecek sayı ve kalitede,özellikte güvercinler edinmesine vesile olmaktır.
Bu çalışmanın hazırlanmasında Ahlak,Kuşbazlık,Üretim,Yetiştirme,Uçurum,Söküm gibi temel konulara açıklamalar getirerek ayrıca bir güvercinin yumurtadan çıkıp göklerde nokta misali özgürce dolaşacağı günlere ulaşmasında izlenecek adımlara açıklamalar getirilmiştir.

ÖNSÖZ

Başlıktada belirttiğim üzere söze Ahlak ile başlayacağım.Nedir Ahlak,bireylerin toplum içerisinden uyması gereken,davranışların,hareketlerin adıdır değilmi.Ahlak insanı insan yapan değerlerin bir tanımıdır aslında,dürüstlük,samimiyet,iyi niyet,cesaret,alçak gönüllülük hiç kimsenin yermediği vasıflardır. Ahlakı doğru yapan Ahlakın ilahiliğidir.Her işin bir ahlakımı vardır yoksa her iş temel bir ahlakamı dayandırılmalıdır yada uymalıdır.Elbette her işimizi temel ahlak prensiplerine göre yapmalı kendimizi ona göre ayarlamalı,şekillendirmeliyiz aksi halde irademizi kontrol etmekten azade kalır iradesiz ve zayıf bir karakter ile şeytanın istediği her yola sürüklenir gideriz.Her insan öncelikle ne olduğunu bilmeli yolunu kabul etmelidir.şahsen ahlak ı ve iyiliği yol olarak tuttuğuma ve buna görede hayatımı idare etmenin gerekliliğine inanıyorum.peki güvercin beslemenin,yetiştirmenin ahlakı nedir.
Kuşbazlığın ahlakı
Kuş uçuran kişi bir kere kendine saygı duyacak,peki insan kendine nasıl saygı duyar? Yanlış bildiğini yapmayarak ve başkalarına karşı değil kendine karşı mahcup olmamak için davranışlarına ve kurallarına uyarak bunu başarabilir devamen kuşbaz kuş uçurduğu yerden komşusunu rahatsız etmeyecek evinin içini görmeyecek,en rahat güvercin yerde beslenebilir.Sonrasında ana babasının rızasını alacak,komşusunu rahatsız etmeden besleyecek,ucurma yapacak,insanları çevreyi rahatsız etmeyecek,alçak gönüllülüğün hakkını verecek,hediye almasınıda vermesinide bilecek,kuşlarına zulmetmeyecek,onları havası,karanlık kuşluklara kapatmayacak,daima güvercinlerini eğer kaybolma ve benzeri zaruri şartlar yoksa günışığına çıkartacak,yemleri suları temiz olacak,kuru buğdaya mahkum etmeyecek,kendisini bi şey soruldumu saklamayı kar bilmeyecek.Bu gibi aslında her işte olması gereken temel bi ahlak prensibi vardır bunun özüde iyiliktir.Samimiyetle yola çıkan işinde sonuç alır.
Kuşbazlık Selçuklularda başlamış Osmanlılarda devam etmiş ve günümüze kadar gelmiş günümüzde güvercin yetiştiricisi olarak sadece güvercinlerle ilgilenen bu işi hobi olarak yapan birçok insan vardır.Eskiden Osmanlıda saraylarda beslenen güvercinlerde asla melez ırk bulundurulmaması işe ne kadar ciddiyetle bakıldığını göstermektedir.bundan yola çıkarak melezleme ile uğraşmak yerine elimizde bulunan güvercinlerden iyi olanlarını takılmayarak en azından havada istediğimiz sürede uçan 2 tur atıp inmeyen saflıkta güvercinler tutmaya uğraşmak işin en amatör kısmı olması gerekiyor.Meşhur Osmanlı gezgini Evliya çelebi seyahatname isimli eserinde 1600 lü yıllarda Osmanlı İstanbulunda beslenen ırkları bahsetmektedir.Bugün günümüzde pek çok isim hala kullanılmakla beraber 1600 de istanbulda beslendiği bilinen ırklar; Pal, taklabaz, şeber, cevizi, Şami, Mısıri, Bağdatlı, munakkit, alare, marselos (martoloz), demkeş, sabe, talazlı, pelenk, jebar, kızıl ala, kara ala, tekir ala, varkil ala, sade kut, taçlı kut, çakşırlı kut. Irklarıdır.

ÜRETİM

Güvercin üretirken dikkat edilecek ilk husus melezlemeden kaçınmaktır.melezleme dikkat,teorik bilgi ve zaman isteyen bi husustur alınacak sonuç her zaman istenildiği şekilde olmamakla beraber uzun zamana yayılması gerektiğinden sabır,ciddiyet ve fedakarlık gerektirir.
Güvercin üretirken dikkat edilmesi gereken bi diğer husus beyaza beyaz,maviye mavi gibi kendi renklerinde takılmamalar yapmak daha iyi olacaktır kanısındayım en azından görsel olarak bu böyledir tabiî ki zevkler değişir ırk olarak aynı olduktan sonra yinede seçim size ait olacaktır.ilk olarak eşe attığınız güvercinleri eğer yeriniz müsaitse ve imkanınız varsa ayırın özellikle yabancı erkeklerin takımın yanına yaklaşmasına izin vermeyin çünkü güvercinlerde kıskançtır ve çifleşen güvercinleri diğer güvercinler asla rahat bırakmayacaktır.şunu muhakkak yapın yerine alışmış yeni çiftlerinizi diğer güvercinler kümesdeyken bir arada dışarı çıkarın güvercinlerin hemen kur yaparak çiftleştiklerini göreceksiniz tabii kuşlarınız bulundukları yerde stres altında değillerse.eşe attığınız güvercinler birkaç gün sonra yumurtlayacaktır.Yavrunun yumurta süresi 21 gündür.Yavrunun yumurtada gelişimini yumurtayı ışığa tutarak görebilirsiniz.Yavru yumurtadan çıktıktan sonraki ilk hafta ebeveynleri tarafından kursak sütü denilen iyice ögütülmüş mama ile beslenir bırakın yavruları daima anne babaları büyütsün sosyal davranışlarını yapma imkanı tanıyın işin maddiyatında değilseniz bakıcı kuşla felan uğraşmayın boşuna bu dönemde.
Güvercinlerinizin yumurtladığı ikinci haftadan sonra anne ve babaya mercimek takviyesi yapın yavru bakımı ve gelişimi noktasında mercimek tek başına yeterli olacaktır.Besin değeri son derece yüksek olan mercimek kan dolaşımını hızlandırarak sahip olduğu yüksek karbonhidrat,protein ve yağ oranı sayesinde yavru gelişiminin sağlıklı olmasını sağlayacaktır.Bu şekilde aldığınız yavruların ne kadar hızlı büyüdüklerini göreceksiniz.
Aşağıda 100 gram mercimekde bulunan besin değeri alıntı yapılarak sunulmuştur.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. kuru mercimeğin içerdiği besin değerleri şunlardır:
▪ 340 kalori
▪ 24.7 gr. protein
▪ 22 gr. karbonhidrat
▪ 0 kolesterol
▪ 1,1 gr. yağ
▪ 1,5 gr. lif
▪ 145 mgr. fosfor
▪ 79 mgr. kalsiyum
▪ 6,8 mgr. demir
▪ 6,8 mgr. sodyum
▪ 370 mgr. potasyum
▪ 60 IU A vitamini
▪ 0,37 mgr. B1 vitamini
▪ 0,32 mgr. B2 vitamini
▪ 2 mgr. B3 vitamini
▪ Yüksek oran folik asit

Kalori,protein,karbonhidtar,kolestrol,yağ,lif gibi şeylerin ne olduğu yararları ve zararları hakkında bilgiler edinerek güvercinleriniz için mamalar takviyeler hazırlayabilirsiniz ayrıca bu sizi başkalarına bağımlılıkdan ve kandırılmaktanda koruyacaktır.
Eşe atma konusunda yukarıdada bahsettiğim gibi eş tutan çiftleri yalnız olarak salmanız yavru verimi konusunda püf noktanız olsun ikinci olarak eş tutan güvercinlerin folluklarının yeterince geniş olması erkek güvercinin istediği zaman tüneyeceği ikinci bir follukta olması gerekir en azından bu olmasada follukları erkek güvercin için olması gerekenden geniş tutun yani genişliği misal 40 cm değilde 50 cm 60 cm olsun buda önemli bir diğer püf noktadır.Yemleme konusunda özellikle annenin aç kalmaması lazım damızlıklarınızı yada yavru aldığınız takımları en azından günde düzenli olarak 3 defa yemlemeniz gerekecektir ayrıca sürekli ulaşacakları bi noktada hazır ve temiz su bulundurmalısınız.Bu şekilde büyüyen yavrularınız ilk ayın sonunda yeme düşecektir.
BİR GÜVECİNİN TAM UÇUM PERFORMANSI YAKALAMASI 7 AY SÜRER 7 AYLIK OLMADAN EŞE ATMAYIN ÇOK FAZLA PERFORMANS BEKLEMEYİN
Yeme düşen bu yavruları derhal ebeveynlerinde ayırmalısınız.! Hatta mümkünse bu gibi yavruları ayrı bir kümesde beslemeniz yerinde olacaktır ancak günümüzde herkesin bu kadar imkanı olmamaktadır.

GÖZLEM

Aslında en önemli püf noktalardan bir tanesi gözlemdir eğer iyi bir gözlemciyseniz umut vadeden yavruları yakalamanız daha kolay olacaktır ilk ayın sonundan ikinci ayın ortalarına doğru yani 30 – 50 günlükler arasında yavrularda kanat kızmaya başlar bu gibi yavrular sürekli kanat çırparak oldukları yerde yerden 30 – 40cm kadar yükselir iner bu hallerinde kanat seslerine dikkat edin ummadığınız kadar tok ses alabilirsiniz bu gibi yavruları sakın ayırmayın çünkü sosyal olarak güvercin yavruları sürekli kardeşini takip edecektir. Bunu dikkatle gözlemleyin bu gibi yavrularda belli yerlere gidip gelmeler başlayacaktır ve sürekli aynı birkaç nokta arasında git geller yaparlar bu gibi yavruların iyi çıkma oranı yüksektir onları daima rahat bırakın ve ayırmayın.
Asla yavrularınızı damda,yerde daha doğrusu kümes dışında kovalayarak,panikleterek uçurmaya uğraşmayın.
Asla yorgun inen güvercininizi gerisini geri tekrar uçsun diye havaya atmayın kuşu yerinden soğutur kendinizden korkutursunuz.

GÜVERCİN SÖKMEDE İDEAL YAŞ 3 – 4 AYLIKTIR
TAM SÖKÜLME VE EŞE ATILMA İÇİN İDEAL YAŞ 7 AYLIKTIR

Bu gibi yavrularınızı 3 aylık oluncaya kadar zorlamayın sakın kendiniz alıp havaya fırlatmayın baştan kaybedersiniz ağaç yaşken eğilir misali damar olarak bir kuşa huy katmak yavruluktan başlar her daim yerden kaldırmaya alışın o kadarki siz kümesi açınca kuşlar kümesinizden fırlasın gitsin ve geride direkt olarak kümesinize insinler güvercinlerde zeki hayvanlardır ancak eğitim konusunda siz ne verirseniz onu alırlar bu böyledir bunu sakın göz ardı etmeyin derim.

iLK UÇUM

Yavru uçurma konusunda ilk salımda yavruların öyle kalabalık gruplarla salınmasına karşıyım kendi tecrübem yavruların kendi ebevenleri tarafından sökülmesidir.Özellikle dişi yavruları baba erkek yavrularıda anne ile salarak daha iyi sonuçlar alınacağına inanıyorum ve bunu bizzat kendi kuşlarımda yaptım ve yapacağımda bu da benim için önemli bir püf noktadır.

3 AYDAN SONRA ERKEK YAVRULARI ANNE DİŞİ YAVRULARIDA BABA İLE SÖKÜN

Yavru sökmede bir diğer püf nokta ise güvercinlerinizi erken saatlerde salmanızdır.İmkanınız varsa eğer güvercinlerinizi güneş doğar doğmaz salın sabah erken salmak hem sizin hemde güvercinleriniz için iyi olacak ve performanslarına pozitif etki yapacaktır.
Bu şekilde sabırla büyüttüğünüz yavrularınız yavaş yavaş sökülmeye başlayacaktır güvercinler uzun uçucular olduklarından ötürü sökülme safasında kanat ve ciğerlerinin açılması için yüksek uçmaları gerekir bu gibi durumlarda toy olan yavruları bir arada salarak zaman kaybetmeyin yukarıdada belirttiğim gibi ebeveynleriye sökme yoluna giderek sökülen yavruları kendi gruplarınıza katabilirsiniz.Bu noktada dikkat etmeniz gereken ve ödün vermemeniz gereken konu performans alamadığınız yavrularla zaman kaybetmemenizdir.Daha 3 – 4 aylıkken sineğe kalkan yavru boş çıkmaz bu gibi yavrulara yarenglik edecek yavrular katın tabii kendileri gibi olanlardan,umut vermeyenleri eldikten sonra bu kuşlarınızla kendi kafanıza göre takılmamalar yaparak yada kümesin tamamını birden salarakda keyif almaya başlayabilirsiniz.Bu şekilde 21 tane taklacıyı her salımda sinekde 1-2 saat kalacak şekilde ve dam üstü gelip oyunlarını gösterip tekrar sineğe gitmeli gelmeli 4 saat kadar havada kalacak şekilde söktüm.

GÜVERCİNİ SAHİBİ UÇURAMAZ ANCAK EĞİTEBİLİR BİZİM İŞİMİZ ONLARIN İÇİNDEKİ CEVHERİ ÇIKARTMAKTIR

Güvercin sökerken bir diğer püf nokta ise ilk ineni elemektir.Bunu asla hafife almayın güvercin daha baştan kendini gösterir uzun uçacak kuş halinden bellidir kötüleri elemezseniz istediğiniz gibi bi kümes kuramaz ve yerinizde sayarsınız.
Kısacası toparlayacak olursak olmazsa olmazlarım kısacası şunlardır;
* asla damda kuş kovalama.
* asla yorgun inen kuşu açıcam diye alıp gerisini geri havaya atma.
* asla kuşlarını elle havaya atma daima yerden kaldır.Bunu çok yaparlar bence yanlış kuş kendi kalkmaya alışırsa uçmak için kalkmış olur uçmak için atılmış olmaz zorla değil güzellikle prensibi.
* kesinlikle kalabalık ucurmalarda ilk ineni ele çünkü güvercin sürü uçar guruba uyar iyi kuş kötü kuşa uyarda kötü kuş yada uçmayan kuş iyi kuşa nasıl uyacak bu gibi kuşları ele ele ele sona kalan misal kafi gördüğün zaman aralığında uçanları daima birlikte sal kendilerini göstereceklerdir hemen yükselir gezmeye başlarlar bu gurubu bozmazsan uçan bi gurubun oldu demektir benim için uçan kuş sineğe çıkan yüksekte dağılıp misal sürücü kuşun diğer guruba yukarıdan dalıp onları saçması gerekir bu aslında talimdir atmaca talimi hele bi açılıp dağınız açılardan birbirlerine makas atmaları işte bu zevkdir.heh bide ilk inenlerden elediklerini unut gitsin.unutmazsan yerinde sayarsın yada geç kalırsın.
* Aç kuş salma atar kendini yatar kalır bi yerde.
* Tok kuş salma şişer güneş doğunca az yemle ikindide uçurki enerjisi olsun.
* Kuşun en uzun uçanı en iyi oynayanı en sert asılanı dişilerden çıkar daima dişi kuşları dikkatli gözlemlemeli.
* Güvercinin en sert vuranı kanat sesi en tok olanı erkekden çıkar yavruları ben daima baba ile söktüm.böyle dişiyi ve böyle erkekler gruplamak iyidir.
* Uçurmalarda kendi tercihim 3 dişiden oluşan takımlar yapmaktır performan olarak dişiler ve erkekler kendi aralarında daha rahat uçmaktadırlar.oyun olarak dişiler daha iyi çıkmakla beraber kanat sesi gibi durumlarda güçlü olmalarından sanırım erkeklerin kanat sesleri daha tok gelmektedir.
* Dişi yavrularınızı baba ile sökün farkı göreceksiniz. ( tecrübem )
* Asla kardeşlerini,ana oğul,baba kız eşlemeyin,ben haya ediyorum ve kuşun kanınıda soyunuda bozar. ( hayvandır demeyin ahlak ahlaktır )
* Daima çapraz soy takip edin iki sülale düşünün birbirinden kız alıyor damat veriyor bunu yapın.
* Havalandırması ve aydınlık olmayan kümes zindandır.
* Oyun kuşunun hası Gök ( GÖK,GÖKALA,ÇAKMAKLI,SİNEKLİ,DUMANLI,KAPLAMA,MOR) ve sütbeyazdır.Beyaz,mavi,çakmaklı,sinekli gök,dumanlı mor gük,gökala hepsi birdir.
* Sarı limoni şekeri nuudi sabuni miski şebab birdir takımlamayla bozulmazlar.bozulmaz derken birbirinden aynı renkler bozulmadan çıkar gökden sütbeyaz,sütbeyazdan gök çıkar.
* Yumurtada yatan dişi kuşu asla salmayın.Akli daima yumurtada olacağından işkence etmeyin.kendi kafasına göre kümesden çıkarsada kaldırmayın güneşlenir girer içeri sakın uçurmayın.
* Güvercinin hası kostüm olarak bence buz mavi üstüne mor gögüs kaplama çakmaklı veya ayna kuyruk çakmaklıdır.Daha hasını ben görmedim olan abilerim vardır.
* Güvercini sahibi eğitir Güvercini boş salmayın yareni,dengi olsunki kendini göstersin.uçana değil uçurana bakacaksınız.
Yukarıda farklı konular hakkında karışık olarak genellerimi paylaştım bazıları hakkında ilerleyen sayfalarda açılımlar olacaktır.Burada genel olarak tamamını bir arada ayrıca belirtmek istedim.
Sonuç olarak elimizde uzun süreli uçan,yüksek uçan kendisi gibi yavrular veren,sağlıklı güvercinler olmasını istiyorsak uymamız gereken disiplinler var aksi durumda işi şansa bırakırsak bu iş olmaz güvercinlerimizi başı boş bırakmayalım ama kendi hallerine bırakmasınıda bilelim iyi performans güvercinler ırkı ne olursa olsun pek çok konuda kendi hallerinde beslenerek elde edilir bunu unutmayalım misal güvercinlerimiz uçtular ve sırasıyla kondular tamamı yerde artık onları o gün uçurmayı aklımızdan dahi geçirmemeliyiz önce yemleyelim sonra bırakalım dinlensinler,banyolarını yapsınlar,güneşlensinler onları sosyal ortamlarında rahatsız etmeyelim alıp kümesede kapatmayalım bırakalımda yaradılışlarından gelen huylarınıda yaşama imkanı verelim bu onları yabanileştirmez aksine güvercin olduklarını hatırlatır.
Buraya kadar güvercinlerin yumurtadan çıkıp,büyümelerini bazı püf noktaları paylaştık bundan sonrası asıl mühim olan noktadır buda yukarıdada bazı konuları irdeledik ancak asıl bundan sonra yetiştirme konusunda paylaşacaklarımızla epey yol katedeceğimize inanıyorum.

YETİŞTİRME

Güvercin nasıl yetiştirilir?
Yetiştiriken nelere dikkat edilir?
Soy nasıl takip edilir?
Güvercin nasıl sökülür?
Damcımı,yüksekçimi makbuldür?
Gibi konuları irdeleyerek tam sökülmüş bir güvercin elde etme yolunda neler yapılabilir onları paylaşalım.
Söze damcımı yoksa yüksekçimi makbuldur sorusuyla başlayalım.Her kuşcu için gönlünün sultanı farklıdır kimi damcı sever,kimi yüksekçi,kimi masa kuşu sever,kimi kostüm ancak takla ırkında makbul olan yüksekçi güvercinlerdir çünkü en uzun uçan onlardır saat olarak hem uzun uçarlar hemde hem uçum hem,performans ve oyun olarak kendilerini gösterirler damüstü uçanlar sonrada makbul olmaya başladılarsada ben bü gibi takla ırklarının çok kırıldığı kanısındayım sefer için yada sürekli gözaltında olsun diye beslenselerde asıl oyun kuşu ilk salımda kanatlarını ısıttımı bulutlara çıkmalı orda en azından 1 saatini harcamalı sonra kanatları sıkıp inmeli oyununu göstermeli bunu sayı olarak bastan sona ne kadar yapıyorsa o kadar makbulümdür.Her salmaya sinekden döndükten sonra oyunlarını yaparak tekrar sineğe dönebilenleri damızlık ayırmak daha saglıklı ve iyi nesiller elde etmemizi sağlayacaktır.
İlk planda güvercinlerimizi nasıl yetiştiricez
1 erken salıcaz
2 sökülen yavruları tam anlamıyla emin olmadan gruplara katmayacağız
3 uçumlarda kriterimiz ne ise onun altında kalanları eleyeceğiz orta kadar bir güvercin en azından 1 saat uçmalı 10 – 15 dk felan uçan güvercinlerle zaman kaybetmemeli,güvercinlerimizi kovalamadan uçurarak başka damlara yada yerlere inmelerine engel olmalıyız.Soy takibi yapmalıyız sürekli çapraz soy üzerine gitmeliyiz pratik olarak elimizde olan 2 takım güvercinden çıkan yavruları eşe atacağımız zaman ya karşı takımın yavrularıyla çapraz takılmamalıyız yada karşı takımın ebeveynleriyle takılmamalıyız.

Hedef:Arka tepeli,bol paçalı,yüksekçi,oyunlu,mavi güvercinlerimiz olmasını istiyoruz ancak elimizde 1 tane arka tepeli 1 tanede bol paçalı güvercin var bu özellikleri birbirine katmanın yolu çekinik olan bu genetik özellikleri yavrulara aktararak çaprazlama yapmaktır.
Örnek:Arka tepe mavi erkek,yüksekçi,oyunlu
Bol paçalı mavi tepesiz dişi,oyunlu
Bunlardan birbirlerinde olmayan arka tepe ve bol paçayı birbirine katmak için çaprazlama yapalım.

E=ERKEK
D=DİŞİ

E X D = ED / tepesiz,normal paçalı oyunlu yüksekçi olabilir muhtemel bir yavru alacağız.Tepesiz ve bol paçasız olma nedeni bu gibi özellikleri çekinik olmasıdır eğer tepesizlik gibi baskın bir özellik olsaydı bu özellik ilk takılmamada çıkacaktı.Bu durmda istenen özellikle uçmadıya ! Tabiki uçadı onlar çekinik olarak yavrulara aktarıldı %25 denebilecek nispette bu özellikler yavrularda mevcut şimdi bu ED yavruları birbirine vurursak %25 olan tepe ve bol paça özelliği muhtemelen bir yavruda bir arada çıkabilir çıkmasada artık %50 olarak bu özellik EDED olan 3 nesil yavrularda var şimdi bu yavruları misal arka tepeli babaya vurursak %75 yada %100 olarak arka tepeli yavrular alacağız anneye vurursakda bol paçalı yavrular hemde her iki geni en az %50 oranında taşıyor olarak yani bundan sonraki yani 4 nesil çaprazlamada hem arka tepeli hemde bol paçalı yavrular alma ihtimalimiz artmış olacaktır.Asıl önemli bundan sonra eğer bu gibi ilk eşlerden yola çıkarak elde ettiğim 4 nesil yavrularda yada 5 nesil yavrularda istediğimiz hem oyunlu hem arkatepe bol paçalı mavi yavrular alıyorsak 2 – 3 nesilleri elden çıkarmanın zamanı geldi demektir.Bundan sonra 4 ve 5 nesilleri kendi aralarında çaprazlayarak damızlık olarak ayırabileceğimiz yavrular elde edebiliriz demektir.
Bu konu hakkında Gregor Johann Mendel’in çalışmalarında faydalanabilirsiniz.
Kalıtım biliminin öncüsü botanikçi, bitkiler üzerine yaptığı çalışmalarda, bir türün özelliklerinin kalıtım yoluyla sonraki kuşaklara aktarıldığını bulmuştur. Mendel’in öne sürdüğü ilkeler, 20. yüzyılın başlarında yapılan deneylerle doğrulandıktan sonra, kalıtım kuramının bütün canlılar için geçerliliği saptanarak, biyolojinin temel ilkelerinden biri haline gelmiştir.

Mendel’in 1. yasası:
Allellerin ayrışım prensibi = Bağımsız ayrışım prensibi
P: SS (anne) X ss (baba) kromozom sayısı:2n
Bu karakterler çaprazlanır
Muhtemel aleller:
G: S (anneden) ve s (babadan) kromozom sayısı: n
F1: Ss
Çaprazlama sonucu oluşan karakter sarı renk tohumdur.
Birbirlerinden belli bir karakterin farklı iki çeşidiyle ayırt edilen (iki allel) iki saf soyun aralarında çaprazlanması sonucu F1 dölünde, ana ve babadan yalnız birine benzeyen homojen bireyler ortaya çıkar.
Mendel bu bulgulara göre şu açıklamaları yapmıştır:
1. Belli bir karakteri belirleyen kalıtsal belirleyiciler vardır (günümüzde gen adı verilen birimler).
2. Her ergin bireyin hücrelerinde bir karaktere ait 2 belirleyici (2 allel) bulunmaktadır. F1 de bunlardan biri dominant diğeri resesiftir.
3. Kalıtsal belirleyiciler gamet hücreleri aracılığı ile dölden döle nakledilir. Eşey hücreleri oluşumu sırasında, ayrılan allellerin taksimi tamamen bağımsız ve eşit şekilde gerçekleşir. Örneğin Ss allel çifti taşıyan bir annenin allelleri S ve s ‘dir. Oluşacak eşey hücresine, bu karakter belirliyicisinin S alleli iletilir, diğer hücreye de s alleli iletir. Her eşey hücresi her bir karaktere ait sadece bir allel taşıyabilir. İşte bu Mendel’in birinci yasasının temelidir.
Mendel’in 2. yasası:
Bireylerin ilk hücresini (zigotu) oluşturmak üzere eşey hücrelerinin birleşmesi tamamen rastlantıya bağlıdır. F1 döllerin kendi aralarında çaprazlanmasıyla elde edilen döl F2 dölüdür. Belli bir karakterin her iki çeşidini gösteren bireyler her zaman belirli ve sabit oranda çıkarlar.
P: Ss X Ss
F1 döller kendi aralarında çaprazlanır .
G: S s S s
Eşey hücrelerine taksim edilen muhtemel alleler.
F2: G S s
S SS Ss
s Ss ss
%25 SS
%50 Ss
%25 ss
Oranları hiçbir zaman değişmez –> 3:1

Konu alıntıdır.Konu hakkında internetten daha verimli bilgilere ulaşabilirsiniz.

Eğer istediğimiz şekilde uçum performansı olan yavrular elde edebildiysek bundan sonrası araya kuş katmadan kendi damızlıklarımızla yola devam etmek ve daha iyi yavrular almak için sabırla beklemek olacaktır ve muhakkakki uçurduğumuz güvercinlerimizden daha iyi yavrular çıkacaktır çünkü bazı şeyler kalıtsaldır bunları geliştirebilirsek yeni nesil yavrularımızda doğal olarak ana babalarına benzeyeceğinden geriye kalan tek şey eğitim disiplin ve sabırdır.
Başkalarına ait fotoğrafları izin alma imkanım olmadığımdan çalışmamda kullanmak istemediğim için paça,tepe vb özellikler hakkında yazı ve fotoğraf paylaşmayacağım bilginin paylaştıkça çoğaldığını unutmayalım.

215 toplam izlenme, 0 Bugün

Güvercin Göz Teorisi Makale 2

Makaleler 22 Aralık 2016

Güvercin gözü ve teorisi üzerine konuşacak olursak teoriye katılıp katılmamak bir yana katılanlar da kendi aralarında farklı düşüncelere sahip olabilir, bu yüzden çok fazla ayrıntıya girmeden ,genel olarak kabul gören ve incelendiğinde ilgi duyan arkadaşlara yol gösterebilecek ve teoriyi destekleyen ana hatlar üzerinde durduk. Göz teorisinin çıkış noktasında, yarışan kuşlar arasındaki farklılıklar araştırılırken başarılı kuşların özellikleri araştırılıp genellemelerde bulunarak bu asamaya gelinmiş; örneğin kısa mesafede başarılı kuşlarda hız çizgilerinin diğerlerine göre bariz olduğu, uzun mesafe yarışçılarında mesafe çizgilerinin belirgin görülmesi vb.
Sadece “Göz” üzerinden inceleme yaparak varsayımlarda bulunduğumuzu hatırlatarak, başarılı kuşlara baktığımızda yarış halkası ve içinde hız/mesafe çizgileri büyük çoğunluğunda görülüyor, bu kuşların anne babalarına baktığımızda da damızlık işaretlerini büyük çoğunluğunda görebiliyoruz. Bu konuda akla ilk gelen sorulardan birisi, gözün rengi üzerine oluyor; göz teorisinde gözün renginden ziyade içerisindeki işaretler dikkate alınmakla birlikte, yeşil-altın sarı menekşe gibi az rastlanan renklerin diğerlerine göre tercih edildiği görülür.

GÖZBEBEĞİ: Siyah renkte ve mümkün olduğunca küçük olmalı,özellikle uzun mesafe yarışçılarında ışığa ve harekete karşı refleksi iyi olmalı.Güvercininizi gölgede tutarken ani olarak güneş ışığına çıkartarak yada elimizde tutarken kafası avucumuzun içerisinde iken başparmağınızı göz önünden hızla hareket ettirerek refleksini ölçebiliriz. Damızlık güvercinlerde uyum çemberi ile iç içe geçmiş ve gözün tam ortası yerine hafif aşagıda duran gözbebeği tercih edilir.

RENKLİ DAİRE: Bu daire renginin yarış başarısında etkisi olmaz , her renkten iyi yarışçılar çıkması olasıdır. Kısa mesafe yarışçılarında daha açık renk , düz bir satıh ve geniş korelasyon çemberi sıkça rastlanırken, uzun mesafe yarışçılarında dar bir korelasyon çemberi ve daha koyu renk ve geniş alanı kapsayan iris görülür. Damızlık kuşlarda gözde koyu renk ve işaretlerin yavrularına aktarılması, genlerin de aktarıldığının bir işareti olarak düşünüldüğünden , damızlık seçiminde, dar ve pürüzsüz daire yerine kalın ve koyu renkli iris bulunan kuşlar tercih edilir…

 

 

 

 

 

 

 

UYUM ve DÖNÜŞÜM DAİRESİ: İçerisinde üreme ve yarış işaretleri barındırması açısından göz incelenirken en önemli dairelerden birisidir. Gözbebeği ile iç içe geçmiş ve içerisinde derin yarıklar bulunan iç daire ile içerisinde hız ve mesafe çizgilerini taşıyan uyum çemberleri kuşumuzun mesafe ve hızı hakkında fikir verir. Çemberin tam daire olarak gözbebeği çevresini sararak dış tarafının testere dişleri gibi tırtıklı olması damızlık vasfı yüksek olarak değerlendirilir …

İRİS: Canlı parlak renkli iris, güvercinin sağlık, performans ve genetik aktarım gücü için belirgin izler taşır. Koyu kırmızı, belirgin damar ve yoğunluktaki, içerisinde dağlar vadiler gibi girintiler-yarıklar barındıran iris damızlık ve uzun mesafelerde avantaj sağlar. Yarışlar güvercinin performansını gösterdiği bir spordur, performansı elde etmek için oksijen ve hücrelerde enerji yakmak gereklidir. Bu da kan üzerinden taşınır yani kan dolaşımının performans yeteneği ile doğrudan ilişkisi vardır. İyi kan dolaşımı kalın ve canlı iris olarak göze yansır. İrisin kısa mesafe yarışçılarında çok dolgun ve girintili olması aranmasa da uzun mesafelerde ve özellikle damızlıkta kullanılacak güvercinlerde canlı ve koyu canlı renkli, derin girintileri olanlar ve gözbebeğine kadar genişlemiş olanlar tercih edilir.

 

DIŞ DAİRE: Tüm güvercinlerde görülse de en belirgin olanı sağlık ve damızlık olarak değerli olarak düşünülür.. Dış daire yani gözdeki son halkanın belirgin ve canlı oluşu güvercinde yarış ve damızlık potansiyelinin fazla olduğunu gösterir. Dış tarafının girintili çıkıntılı olması tercih edilir.

 

Resimlerle Göz

Damızlık özellikler

Damızlık ve Yarış Özelliği

Yarış Gözü

Hız ve Mesafe Çizgileri

237 toplam izlenme, 2 Bugün

Güvercinlerde Kanat Teorisi

Makaleler 22 Aralık 2016

Bu bilimsel yazının meseleyi tamamen çözmesi gibi bir iddiası yoktur. Bu yazı, henüz bilimsel temellik kazanmamış göz işareti teorisi tartışmalarından farklıdır ve uçak kanadı yapıcıları tarafından da denenmiş/yapılmış olması buna avantaj sağlar.

Göz işareti teorisinde araştırılan nesne, yardımcı olarak en iyileri seçme ve klavuz olarak üremenin fiziksel karakteristliklerini keşfetmektir.Son deney daima başarılı olur, Güvercinle uğraşanlar için başlangıç ve son bunun içinde bulunur.Yinede biz bu testle pek memnun olmadık.Bir çok yarış gününde kötü güvercinle birlikte iyi güvercin de kaybederdi, bunu bir şans olarak kabul etmeliyiz ve tabiki de kalitesizlik bir kaç kuşun makul zaman da eve varmasında büyük bir rol oynamaz.

Konunun içine dalmadan önce buradaki hiçbir şeyin anlaşılmasının kolay olmadığıdır. Bir hayatın adandığı bütün bu gözlem çalışmaları burada bir araya getirilmiştir ve bunlar eminim ki güvercin yetiştiricilerinin problemlerini çözmeye yetecektir.

Birkaç madde fikir vermek, hepimiz için kanat teorisinde neye ne kadar ihtiyaç duyduğumuza karar vermemizde ve özellikle potansiyel yarış değeri olanlar için üreticileri seçmemizde veya denememiş kuşları seçmemizde  yardımcı olacaktır.

Gözlemler 3 farklı kuş kategorisi olduğunu gösteriyor:

  • Kanat Çırpıcılar
  • Yarı Kanat Çırpıcı Yarı Uçucular
  • Uçucular ( yazı da gliders diye geçiyor sözlükte de motorsuz uçak anlamında, suzulen dıye dusunebılırız)
  • Kanat çırpıcılar kanatlarını çırparlar ve hızlı bir şekilde zemine geri gelirken kısa bir süre için süzülürler.
  • Yarı kanat çırpıcı ve yarı uçucular genellikle kanatlarını kullanırlar, daha uzun bir süre süzülüp ve çok daha uzun bir mesafe ile zemine geri dönerler.
  • Uçucular havayı kullanıyormuş gibi gözükürler ve rüzgar arkalarındayken alçalmayı ummadan kendilerini  muazzam bir yükseklikte korumaya çalışırlar; ama o zaman bile inişleri/alçalmaları çok yavaştır.

Mullenhof aşağıdaki kanat çırpıcılar serisini kanıtlamış/bulmuştur:

  1. Bıldırcın serisi
  2. Sülün serisi
  3. Serçe serisi
  4. Kumru serisi
  5. Kırlangıç serisi
  6. Karasağan serisi

O, böylece en zayıf kanat çırpıcıdan en iyisine gittikçe kalitesi artan bir sıraya soktu. Uçuş hızı artışı, ve onun süresindeki artış.Onun çalışması daha ileriye gidemedi çünkü ne araştırdığını buldu. Üstelik o, hayatının tamamını bu belgeleri toplamak için harcadı ama bugün onun çalışmalarını bilen bizler onun güvercin yetiştiricilerine ışık tutan gözlemlerine dayalı sonuçlar çıkarabiliriz.

Mullenhof un serilerinden aşağıda bir kaç  tane bulunmaktadır:

  1. Geniş uçuş tüyleri öncelikle belirgin bir şekilde orak biçiminde kavis çizer, tamamen düzgünleşmiş noktaya doğru derce derece daha fazla düzleşir.
  2. Kanadın iç bükeyi, öncelikle çok derindir, düzleşmiş noktaya ya da neredeyse düzleşmiş noktaya doğru azalarak kaybolur.Yüksek serili kuşlarda bu görülmez.
  3. Toplam taşıma yüzeyinin en geniş parçasını temsil eden geri kanat, bir tüy demeti kadar olan bir noktaya doğru çabukça büzülür/küçülür.
  4. Uçuş daha hızlı ve daha uzun olduğunda kanat da daha uzun olur, bu nokta da ağırlığın kaldırıldığını hesaba kattığımızda kılıç kırlangıcının kanadı güvercinimizinkinden 3 kat daha uzun olur.

Uçucularda kanat iskeleti kitaplardan daha uzun olmaya meyillidir, bu yüzden en iyi kanat çırpıcılarda kanat iskeleti daha kısa olmaya meyillidir. Bu gerçek burada bir uçuş mekanizması olduğunu ve farklı performansları üreten farklı mekanik faktörlerin olduğunu akla getiriyor.

Bıldırcın ve sülün ün kanat çırpışının güvercinden daha düşük bir hareket performansına sahip olduğunu ve güvercinin kanat çırpışının kılıç kırlangıcından daha düşük bir hareket performansına sahip olduğunu düşünebilirsiniz. Performanslar farklıdır çünkü kanat kaliteleri farklıdır. Bu farklı türler içerisinde açık bir şekilde gözükür dahası kabak gibi ortadadır ama şimdiki konumuz yarış güvercinlerinin uçuş mekanizmasıyla ilgili.

İlerlemenin esas prensibi olarak bir güvercinin yarış performansı kanat çırpışının kalitesine bağlı olacaktır. Çalışmamız gereken konu kanadın görevini nasıl yerine getirdiğidir.

Hayvan bilimcileri kanatta her zaman bir aktif bölümün bir de pasif bölümün olduğunu gördüler ve çalışmaları şunları gösterir: 

  1. Aktif kanat yanda üst üste binen 10 temel kısımdan oluşur. 
  2. Pasif kanat tüylerden oluşur ikinciller ön kola bağlanmıştır.

Biz bu iyice basitleştirilmiş sınıflandırmayı destekleyebiliriz fakat buna gerekli değişiklikleri de daha fazla ilerlemiş gözlemleri de ilave etmeliyiz.

  1. 4 geniş uçucu kanat tüyleri   7, 8 ,9, 10
  2. İlk 6 uçucu kanat tüyleri     1, 2, 3, 4, 5, 6
  3. Arka kanat ikincilleri/ ikincil arka kanat  
  4. Kanadın iskelet yapısı
  1. Gücün kaynağı
  2. Gücün tüketicisi/kullanıcısı      
  3. Gerekli kaldırma yüzeyinin ayarlayıcısı/düzenleyicisi
  4. Hızın tamamını etkileyecek olan ayarlayıcı kollar

Son 4 katmanın (tüy katmanı) kalitesi ve uzunluğu aşağı yukarı, yaratılmış girdabın kalitesine bağlıdır. Geri kanadın yüzey büyüklüğü daha büyük ya da daha az kaldırma kolaylığına bağlı olacaktır.

Tecrübelerimiz bize gösteriyor ki geniş yüzey alanı olan bir geri kanat düşük hızlarda güvercine  güçlü bir şekilde yardım eder ama aynı zaman da uçuş hızının artışına derece derece engel olur.

En geniş yüzey alanı, güvercinin kendi güvercinliğinin etrafındayken görülür, en az yüzey alanı ise yarıştayken görülür.Peki bunun limiti nedir? Bu bir yönetme prensibi sorusudur.

Zayıf kanat çırpıcılarda ve özellikle nadiren/seyrek uçan kuşlarda kanat iskeletinde ön kol ve kol uzundur. –They diminish in lenght as quality asserts itself to the point of being reduced to mere stumps in the swift,- ama onlar umulmadık bir şekilde yarı uçucularda ve kanat çırpıcılarda ( geniş/büyük uçucularda en büyük gelişmeyi göstermeleri ile birlikte) uzundurlar.

Pratikte kanat 4 parçaya bölünmüştür:

1 ve 2: Aktif kanat, bu 10 büyük geniş tüy katmanlarıdır ve bunlardan bir tanesi  ilk 6 katmanın ve son 4 katmanın farkı için bölünmeye zorlanır. 7. 8. 9. ve 10. katmanlar ilk 6 katmalar tarafından kullanılacak olan enerjinin kaynağıdır. Açıkça görülebilen 2 rol vardır ki bunlar uçuşa zarar vermekten ve dengeyi bozmaktan kaçınmak için mükemmel bir şekilde yerine getirilmelidir.

3: Geri kanat.Uçuşun tamamında aktif olmayan/hareketsiz parçadır. O basitçe taşıma yüzeyi olarak iş görür. Havalanırken ve yere inerken onun geniş yüzeyi kuş için avantajdır ama kanadındaki tüy katmanı ona engel olur dezavantaj teşkil eder.

 4: Kanadın iskeleti, kaldırıcı/ayarlayıcı kolların uzunluğudur ve kanat kasları tarafından hareket ettirilir. (Diğerleri tarafından değil). Bu uzunluk manevra kabiliyetine/hızına bağlıdır. Hız kanadın ucuyla birlikte her kat çırpışını tasvir eden/anlatan elipse yakın bir şekil çizer.

Sorgulanması gereken bu fikirlerin doğru olup olmadığı ve uygulanabilir olanların gerçeklere uyanlarla bir sonuç çıkarılıp çıkarılamayacağıdır. Bakalım görmemiz olanak verecekler mi?

  1.   Yarış kabiliyetinin sorgulanması
  2.   Üreme kabiliyetinin sorgulanması

Amacımıza ulaşmak için aşağıdaki nitelikleri dikkate almak zorundayız.

  1. Kanat iskeletinin boyutu
  2. İçeri giren yerin ucunun değişken kalınlığı (Burada kanatla gövdenin birleştiği yerden bahsedildiğini düşünüyoruz.)
  3. Geri kanadın derinliği
  4. Geri kanadın hizası
  5. İlk tüy katmanının uzunluğu
  6. Geniş tüy katmanlarının kalitesi
  7. Son 4 tüy katmanının şekli/biçimi
  8. Son 4 tüy katmanının ucunun yuvarlaklığı
  9. Son 4 tüy katmanının hizası
  10. Son 4 tüy katmanının düzgünlüğü
  11. Kanadın uzunluğu
  12. Son 4 tüy katmanının üst üste binişi

 

1) KANAT İSKELETİNİN BOYUTU 

Mullenhof’un serileri bize en kötüden en iyi kanat çırpıcıya kadar gidişi gösterir. Ön kol ve kolun uzunluğu uygun bir şekilde azalır.Örnek olarak devekuşunda kol gereksiz uzundur, baş ve ön kol da maksimumum küçülüş vardır. Albatroslarda bu havadayken büyük bir yön bulucudur, ön kol ve kol aynı uzunluktadır. Uzun ve hızlı uçan fırkateyn kuşunda, kol hissedilir derecede ön kol dan kısadır, hızın üstadı olan kılıç kırlangıcında kol kütük gibi küçültülür???  Ve ön kol çok kısadır.

Kol ve ön kol un uzunluğunun küçültülmesi/küçültülmüş olması acayip bir gerçektir, el adım adım uzar ve o, kılıç kırlangıcında kanat iskeletinin gerisinden/üst tarafından daha uzundur. Kuş ve insanlar için sıkça kullanılan kelimler sadece kol, ön kol ve el değildir. Kanat iskeletine hızı ve karmaşık kanat çırpış hareketlerini veren kanadın bu parçalarını hareket ettiren kaslardır.

Bu işle uğraşanlar onu kuşun önündeki göğüs kasları olduğunu düşündüler ki o güvercin kasının yapabileceklerinin hesaplanmasında bir standart olarak kullanılmalıdır ama onlar ağırlık kaldırıcının sırt ve göğüs kaslarıdır. Onlar olmadan kasların en çok efor sarf ettiği iniş ve kalkışlarda vücut zarar görebilir ve sonuç olarak iç organlarda karışıklığa sebep olur.

Peki göğüs kasları (ya da göğüsle ilgili olan) sadece rolü inişte ve kalkışta mıdır? Uçuşun tamamında güvercin hızını alır almaz onların rolü boşa çıkar ya da hiçtir sıfırdır ama bu fikri bir gerçek bozar. Göğüs kemiği kaslarının gelişimi kanat çırpışının hareket veriminde üstün bir rol oynar.

Uçuşun tamamında birleşmiş kasların eforu/çabası çok azdır. Bu gerçek kanat metodunun doğru bir şekilde anlaşılmasının temelidir  ve güvercin yetiştiricileri tarafından ciddiye alınmalıdır. Bu zor bir çalışmadan daha fazla yararlanmanın sorunudur ve ne kadar iyi yaralanacağın kanadın kalitesine bağlıdır.

Ön kol ve koldan oluşan ayarlayıcı/kaldırıcı kollar kanat kasları tarafından aktif hale getirilir/çalıştırılır ve ayarlayıcı/kaldırıcı kolların orantılı uzunluğu kanat ucunun sıkıştırmaya (havayı) uygun zamandaki (ki burada elips şekli çizer) hızına bağlıdır.

Kanat ve motor da tüm motorlarda olduğu gibi bir sıkıştırma zamanı, bir ölü zaman ve bir boşalma zamanı vardır. Kanat sıkıştırma zamanında en yüksek hıza ulaşır ki bunu yapmak zorundadır.

Üretilen güç daima eski bir mekanik metoda dayanır. F=MV1. M (kütle) uçuşun tamamında değişmez ama V ayarlayıcı/kaldırıcı  kolların uzunluğuna bağlı olarak değişebilir. Eğer 4 e eşit bir kütleniz var ise ve hız 2 ye eşitse:

MV(2)=4 X 2 X 2=16             Ama eğer hızınız aynı kütle de 4 e eşit olursa:           4 X 4 X 4=64

Bu çok basitleştirilmiş hesap sayesinde hızdaki mümkün olan artışla birlikte elimizdeki güvercinin niteliklerini ya da en çok aranan nitelikleri çok küçük bir karşılaştırmayla görebiliriz.And since both length and angular dispalecement control this long lever arm, which is the hand finished with large primaries, to the wing tip, active part in the output of the wing flap will cover its ellipse at a speed proportional to the increase in angular dip in the unit of 1/10th of a second. 

Eğer ön kol ve kol un kısalışı bir cinsten diğerine görülüyorsa, güvercinlerimizde her birinden bir diğerine bu çok kolay anlaşılabilir karakteristik farkın bulunacağını görmek hiç de zor değil. Ön kolun 2 inch den kısa olması zor, gerçekten çok zor.Ancak ve ancak ön kolu  3  ¼ den geniş bulabilirsiniz.

Bahsedilen değişim/fark bu küçük ayrıntıya özel olarak gerçekten muazzam ve kanıtlanması kolaydır. Bu, inch in kesirine kadar ölçülmek zorunda olan diğer kanat niteliklerinden daha kolaydır. Biz öncelikle ön kol ile uğraşacağız çünkü kol un ölçülmesi çok daha zordur. Bir kaç istisna ile birlikte güvercinlerde ön kol ve kol un orantılı değerleri hemen hemen hiç değişmez.

Bundan 30-40 yıl öncesine kadar kol ölçüsü  3  ¼ olan güvercin bulmak zor değildi. 2  ¾ ölçüsünde olanlar ise büyük çoğunluktaydı. Bugün yukarıda bahsedilen güvercinlerin ilk tipi yok oldu ikinci olan ise gerçekten nadir bulunur ya da bulunması imkansız.2  ½  ölçüsünde  daha fazla olan tek (single) kol bulabilmeniz için 50-60 güvercinin elinizden geçmesi lazım. Yalnız bu her zaman için geçerli değildir ama çoğu zaman doğrudur.

Bu bir organ niteliklerinin adaptasyon başarısıdır ve bu iş gereklidir. Bu bir başarıdır. Hatta yapılan tek başarıdır. Eski güvercin yetiştiricileri bugünkü güvercinlerin eskilere göre uçuş süresinde ve hızında üstün olduklarını iddia ediyorlar. Bu doğrudur. Şüphe yok ki bu günün en iyi/en hızlı güvercinleri geçmiştekilere göre üstün niteliklere sahiptir ve gelecektiler bugünkülerden daha üstün olacaktır.

O bir uyum sağlayabilme başarısıdır veya ölme/ölüm sorunudur. Büyük/mükemmel uçucular orta sınıfın ya da vasat haldeki olanların hayatını çok daha zor kılar ve diğerleri gittikçe artan aralıklarla öldürülür. Bizim için şüphe yok ki mümkün olan en kısa kol için yetiştirmeliyiz ve ön kol un 2 inch den kısa olması için uğraşmalıyız. Güvercin yetiştiricileri çiftleştirmede dikkatli olmak zorundadırlar çünkü karakter/nitelik geçicidir ve en küçük bir direnmede bile kaybolur/yok olur. Bu daha uzun ön kol ile yapılan çaprazlamadır. Eğer eşlerden sadece birisi bu niteliğe sahipse bunu sabitlemek için güvercin(ler) bilimsel bir şekilde beslenmelidir. Bu sıkıntı çekmeye değer.

Ölü bir güvercinin kanadını dikkatle incelemek, ön kol ve kol u tam olarak ölçmek çok kolaydır ama bu yaşayan bir hayvanda kolay değildir, özellikle ölçülecek olan kısım tüylerle kaplıysa. İki güvercin yetiştiricisi birbirlerine yardım ederek aynı ya da neredeyse aynı sonuçlara ulaşabilirler ama bu karakter  için inch in kesirleri çok da önemli değildir ve yapılacak en basit şey uygulanabilir bir ölçüm yöntemi bulmaktır özellikle ön kol için inch in kesriyle birlikte.

Ön kol u ölçmek için sağ elinizin baş parmağının ucunu ön kol un uç/sınır noktasına yerleştiriniz. Bu nokta B dir. Kanadın dış kısmının doğal olarak işaret parmağınıza düşmesine müsaade edin ve ikinci eklem noktası ve ya ilk ve ikinci eklemler arasındaki birleşme yeri, yani hissedeceğin yer C noktasıdır. Eklem yerlerinin birleştiği yer aşağı yukarı 2 inch e eşittir. El ile direk temas eden yer ilk eklemdir. Bu basit bir yöntemdir ve bir süre sonra imtihan/sınav  için 2, nin kesrine ihtiyaç duyulur.

Ayarlayıcı/ kaldırıcı kolların parçaları/kısımları arasındaki ilişkide not düşmemiz gereken bir şerler var; çünkü insan koluyla arasında bir fark var: Kuşların kol ve ön kollarının uçları güçlü bir bağla birleştirilmiştir. Sonuç olarak kanadın bu parçası bir üçgene benzer. Yinede kuşlarda insanlardakinden daha az hareket özgürlüğü vardır. Fakat bu esnekliğine, zarifliğine ve bu üçlü kombinasyondan gelen itici gücün hareket güzelliğine hayran olmayı engelleyemez.

İÇERİ GİREN KISMIN (UÇ KISMIN) DEĞİŞKEN KALINLIĞI (LEADİNG EDGE)

      Rüzgar tünelindeki deneyler kavisli yüzeyin daha iyi sonuç verdiğini açıkça gösteriyor veya verilen havaya daha az direnme gösterdiği elde ediliyor. Göz önüne alınan problem ince pervane kanatlarıdır. Bununla birlikte kasırga çalışması bize hava katmanları arasında bir çeşit içe giriş/içe işleme olduğunu gösterdi ve ince pervane kanatları tarafından bir kesiliş olmadığını gösterir. Üstelik bu hava tabakalarının, geriden vücudu iten geri kanada doğru hareket ettiğini açıkça gösterir. Böylece hiç karşı basınç bertaraf edilmesi/elenmesi yoktur ve bu hava katmalarının basınçla karşılaşması daha uzun değildir. Yoğun/deliksiz sağlam vücut, ilerleyişinde daha az dirençle karşılaşır, bu aerodinamiğin gözlemlerindendir ve araştırma aerodinamik form da geliştirildi.

Bir güvercinin ideal  şekil etkenleri aşağıdadır:

  • Güvercin havada yatay olarak süzülmez.
  • Sıkışmış havanın kaçışı son 4 iri tüyün içinden olur, kanadın tepesindedir ve arkaya doğru değildir.     Uçuşta anlık hıza bağlı olarak güvercin vücudu yatayda aşağı yukarı salınım yapar, inişte ve kalkışta neredeyse dikey doğrultuda olduğu düşünülür. Bu salınım iki omuzun arasında bulunan noktada gerçekleşir. Bu gerçek denge savunucularını kızdırmamalı. O böylece ilk bakışta görülemez. Bu uçuş performansıyla bir ilişkisi olmayan aerodinamiğin sorunudur.

Bununla birlikte eğer bir kanat çırpışı gözden geçirilirse, eğer bir kanat kırılmışsa ve Marey in yaptığı gibi analiz edilirse ve eğer birleşmişse veya yavaş film gösterimi yardımıyla  kanat ucunun, her bir kanat çırpışta vücudu ileri taşıyan parçası olduğu görülür.Bu hava katmalarına hücum eden parçadır ve bu parçanın yuvarlaklığı daha fazla ya da daha az sızmaya/girişe (havanın) bağlıdır.

Burada aerodinamiğin bir doğrusuyla karşılaştık. İçe giriş/ işleme ön parçanın/ ön kısmın daha yuvarlak şeklinin daha fazla kolaylık sağlayacak olmasıdır. Belki ön/öndeki ucun kalınlığı kanat kaslarının kalınlığına bağlı olduğu düşünülebilir ama bir önceki örneğe bakıldığında kanat yapısının aynı olduğu görülecektir.Bu kaslar geriye doğru taşınır. Bu yüzden bir şeyler biraz farklıdır.

Her bir kanat niteliği/ karakteri farklı bir rol oynar ve bazen birkaç rol oynar. Eğer hız, ayarlayıcı/ kaldırıcı kolların kendi boyutu tarafından ayarlanmışsa ki bunlar hıza düzgün bir karakteristik verir o zaman kalın ucun kendi yorgunluğunu eteleyici karakteri vardır. 

Bununla beraber bu özellik iyi, uzun mesafe güvercinlerinde bulunur ki bunlar 10 veya 12 saat hiç yere inmende uçarlar. Her kanat çırpışta daha az kaz gücü gereklidir ve bunun yarattığı etki yukarıda da söylendiği gibi kolayca açıklanmıştır. Maalesef biz burada tüm bu yetiştirmemiz karakterler içinde en zor bulunan karakterle uğraşıyoruz. o şaşırtıcı bir kolaylıkla ortadan kayboluverir ve muhakkak elinizde bulunan bir dişiyle ve erkekle gelecek nesillerde bunu sabitlemek için çiftleştirmelisiniz.İlk çiftleştirme başka bir yöntemle yapılmıştı ve sihirmiş gibi kayboluverdi.

Meraklılar belki tartışılan ikisinden hangisinin en önemli olduğunu sorabilir. İyi bir ön uç ve kusurlu bir kanat sonu başarısızlık demektir ama iyi bir kanat sonu ve ince ön uç kısa mesafelerde güzel/makul bir sonuç verir. Uzun mesafe yarışları için ise tam bir kanada ihtiyaç duyulur ama ihtiyaç duyulan en açık karakter ise kalın ön uçtur.

Eğer uluslararası yarışmalardan ilk 20 nin ve hız klub yarışmalarındaki ilk 20 yi bir araya getirebilirseniz fark edeceksiniz ki ilk çoğunluğun %100 ünün kalın ön ucu olduğunu  ve ikinci çoğunluğun ise büyük kısmının ince ön ucu olduğunu göreceksiniz ama birkaç tane de kalın ön ucu olan bulabilirsiniz.

Not: Eğik olarak yazılan cümleler ya anlaşılamamıştır ya da tam olarak çevrilememiştir.

298 toplam izlenme, 2 Bugün

TRABZON IRKI TEPELİ GÜVERCİNLERİ HAKKINDA HERŞEY

Makaleler 11 Aralık 2016

Ülkemizde bulunan güvercin ırklardan sadece bir güvercin ırkı, “Çember Dövücü” olarak nitelendirilmektedir. Bu ırkımız, ülke genelinde “Trabzon” adı ile bilinmektedir. Trabzon ırkımız Dünyada “Anatolian Ringbeater” adı ile tanınır. Trabzon ırkımıza bölgede yerel olarak başlıklı, tepeli anlamına gelen “Gugullu”, “Tek gugul” ve “Tepeli” gibi adlar verilmektedir. Doğu Karadeniz bölgemizde adını Trabzon ilimizden alan bu ırk, tamamen bizim yerel ırkımızdır. Dünyada fazla bilinen bir ırk olmadığı gibi ülkemizde de fazla tanınmamaktadır. Trabzon, Bayburt, Gümüşhane ve Erzincan illerimiz ve bu illere bağlı bazı ilçelerde ve özellikle Kelkit ilçesinde sınırlı sayıda yetiştiricide bulunmaktadırlar. Çember dövücü ırklar genel olarak dünyada İngilizce “Ringbeater” ve Almanca “Ringschalager” adı ile tanınırlar. Bu ırkın dünyada bilinen üç tipi bulunmaktadır. Bunlar, Rhine Ringbeater (Almanya), Belgian Ringbeater (Belçika) ve Anatolian Ringbeater (Türkiye) adları ile dünya üzerinde bilinmektedirler. Ancak bu üç ırkında kökeni Anadolu’dur. Özetle Çember dövücü ırk dünyaya Türkiye üzerinden yayılmıştır. Anatolian Ringbeater olarak adı geçen ırk, bizim Trabzon olarak adlandırdığımız ırktır. Bu ırka Avrupa’da pek rastlanmaz. Almanya’ya ilk kez 1980’li yılların başlarında götürülmüşlerdir. Ancak bu ırkı üzerinden Belçika ve Alman yetiştiriciler tarafından çeşitli kırmalar sonucu üretilmiş diğer iki ırk dünyada bilinmektedir. Bu ırklardan, Belgian Ringbeater olarak adı geçen ırk, bizim Bayburt olarak adlandırdığımız ırka çok yakın akrabadır ve bu ırktan türetilmedir. Almanya’da bulunan ve Rhine Ringbeater adı ile bilinen ırk ise, bizdeki iki ırktan yapılan kırmalar sonucu türetilmiş olup gene bizim ırklarımıza akraba ve benzerdir. Bu ırkların Avrupa’da geliştirilen ve “Speelderken” adı verilen bir de alt tipi bulunmaktadır. Speelderken ırkının kendine özgü renk yapılanması vardır. En dikkat çekici yanı sırtında beyaz renkli kalbe benzer bir yaması olmasıdır. Trabzon ırkının düz renklerinin kendi aralarında çiftleştirilmelerinden Speelderken ırkına benzer yavrular alınmaktadır. Ancak bu yavruların sırtlarında kalp yaması bulunmaz.Çember dövücü güvercinlerimizin ne zaman ve ne şekilde Avrupa’ya gönderildiği hakkında elimizde bir bilgi bulunmamaktadır. Bir çok güvercin ırkımızın dışarıya gönderildiği, Osmanlı Devletinin son dönemlerinde gönderilmiş olma ihtimalleri fazladır. Şimdi de bu ırkımızın kendilerine özgü davranış biçimlerini kısaca açıklamaya çalışalım.

___ÇEMBER HAREKETİ: ÇEMBER DÖVME (Tur) : Çember dövücülük bir uçuş özelliği değildir. Erkek güvercinlerin dişilerine kur yaparken yerde sergiledikleri bir tür gösteridir bu özellik. Özet olarak bu güvercinlerin oyunu havada değil yerdedir. Bu güvercinlerde oyun (çember dövme hareketi) genellikle erkek kuş tarafından sergilenir. Nadir olarak dişi güvercinlerin de oyun yaptığı gözlenebilir. Bu hareketler, dişinin yumurtlama öncesinde büyük bir yoğunluk kazanırlar. Ülkemizde başka hiçbir güvercin ırkında bulunmayan bu davranış şekli gerçekten çok ilginçtir. Önce erkek kur yaparak dişiye doğru yaklaşır. Kabararak dişisinin etrafında döner. Sonra tam dikine birden havaya doğru hızla fırlar. Bu fırlama sırasında yerden yarım metre ile iki metre arasında yükselir ve dişisinin üzerinden yarım daire çizecek şekilde bir tur atıp tekrar yanına konar. Sonra tekrar havalanıp aynı hareketi tekrarlar ve kur yapmayı sürdürür. Bu davranış şekli çember dövme ya da çember hareketi olarak adlandırılmaktadır. Bölgede bu hareket yerel olarak “kalkma” adı ile nitelenir. Erkek kuş havada iken kanatlarını hızla birbirine çarparak tok bir ses çıkartır. Dişi üzerinde havada kanat sesi çıkartılarak yapılan bu hareket genellikle 1–3 tur devam eder. Bazen nadir olarak 4–5 tur yapan kuşlara da rastlanmaktadır. Tur sayısı arttıkça ve turlarda ve oyunundaki seriliği kuşun değeri de yükselir. 4–5 tur atan kuşlar oldukça değerli kuşlardır. Çember dövme hareketinde belli bir yön bulunmaz. Hep aynı yönde olabileceği gibi sağlı sollu çeşitli kombinasyonlar şeklinde de görülebilir. Çember dövme hareketi sırasında erkek kuş genellikle yerden 50–100 cm. arasında yükselerek bu hareketi yapar. Bazen bu yükseklik 2 metreye kadar çıkabilir. Çember dövme hareketi sırasında bu ırklarda rastlanan iki davranış biçimi daha bulunmaktadır. Bu davranışlara “ YALPA” ve “TAKLA” adı verilmektedir.

___YALPA : Çember dövme hareketi sırasında kuş dişisinin üzerinde yarım daire şeklinde bir tur atarken turunu tamamlamaz ve birden döndüğü yönün tam tersi yöne doğru şiddetli bir biçimde kendini atar. Bu hareket yalpa olarak adlandırılmaktadır. Yalpa hareketini 1-2 metre yükseklikte yapan güvercinler daha değerli olarak kabul edilirler.

___TAKLA : Çember dövme hareketi sırasında erkek kuş bazen aynı taklacı güvercinlerde olduğu gibi takla atabilir. Takla sayısı bir bazen de iki tane olabilmektedir. Nadir olarak rastlanan takla hareketi dişinin en çok 1 metre kadar üzerinde gerçekleşir. İşin ilginç yanı bu güvercinlerin taklacı özellikleri yoktur ve bu takla atma olayını daha çok çember dövme sırasında yapabilirler. Uçurulduklarında takla atma tarzları genellikle bulunmaz.

___RUS ÇARININ DA YETİŞTİRDİĞİ BİR IRK: Bu güvercinlerin kanat sesleri çok fazladır. Çember dövücü ırklarda görülen çember dövme, yalpa ve takla şeklindeki üç özellik, aynı kuşta aynı anda bulunabileceği gibi ayrı ayrı da bulunabilir. Ancak yalpa yapan kuşlar, çember dövme hareketini de mutlaka yaparlar. Çember dövücü ırkları bu hareketlerini yaparken izlemek çok değişik bir duygudur. Hatta Çarlık Rusya’sında, Çarın gelen misafirlerini eğlendirmek amacı ile bu kuşlardan ve başka güvercin çeşitlerini sarayının bahçesinde yetiştirdiği söylenmektedir. İyi bir gösteri izleyebilmek için güvercinlerin dişi ve erkeğinin önceden ayrılmaları gerekir. Ayırma süresi 3-5 günü ya da 1 hafta kadar olabilir. Bu süre içinde eşler birbirlerine hiç gösterilmezler. Eğer ayrılma dönemi yumurtlama dönemine gelmişse kuşlar daha iyi oyun sergilerler. Oyun öncesi dişi kuş kanatları bağlanarak yere bırakılır. Daha sonra eşi yanına bırakılır ve oyun başlar. Yetiştiriciler bazen rekabeti artırıp daha iyi bir oyun seyri yakalayabilmek için tek bir dişinin yanına 2-3 erkek kuş bırakabilirler.

___FİZİKİ ÖZELLİKLERİ: Bu güvercinlerde çift tepe görülmez. Sadece takka olarak adlandırdığımız arka tepe vardır. Ancak bu güvercinlerin takkası enseden başlayıp kafanın üzerine doğru bir taç gibi uzanır ve kulaktan kulağa kadar bütün boyunu sarar. Tepenin boyna doğru bitim yerinde “Gül” denilen bir yapılanma bulunur. Bu gül kuşun tepesine ayrı bir güzellik katar.Vücut olarak orta büyüklükte ve hatta biraz irice olan bu güvercinlerde kafa düzgün yuvarlaktır. Gaga normalden biraz büyük ve kalındır. Trabzon’da “guduk” adı verilen gaganın rengi, genellikle açık renk olup “mum gaga” tabir edilen şekilde beyaz, sarı ve kahverengine yakın bir tondadır. Ancak siyah renk gagalı olanlarla, açık renk olup üzerinde siyah lekeli olanlarına da rastlanır. Gözler orta büyüklüktedir ve göz çevresi halkası belirgin değildir. Belirgin olan güvercinler daha çok tutulurlar. Göz rengi, kuşun rengine göre değişiklik göstermektedir. Genellikle sarı ve açık göz rengi yaygındır. Ancak beyaz renk kuşlarda koyu tonda gözlere rastlanır. Daha nadir olarak görülen koyu tonlu gözler, genellikle kırmızı ve siyah olmaktadır. Trabzon ve Kelkit yöresi kuşlarda göz rengi daha çok sarı tonlardadır. Erzincan kökenli kuşlarda ise açık renk gözler daha dikkat çekicidir. Beyaz göz rengi genellikle tercih edilmez. Ayaklara açık kırmızı renkte olup paçasızdırlar. Dirsekten aşağısında tüy bulunmaz. Tırnaklar genellikle beyazdır. Kanatlar kuyruk üzerinde taşınırlar. Trabzon ırkımız uçucu bir güvercin ırkı değildir. Tamamen form ve çember özelliği nedeni ile yetiştirilmektedir. Çember hareketi sırasındaki kanat çırpmalar nedeni ile kuşun dış telek tüylerinde zaman zaman yıpranmalar gözlenebilmektedir. Uçurduğunda hemen konma eğilimindedir. Çatıda dolaşarak vakit geçirmeye bayılır. Oldukça kızgın (azgın) bir yapısı vardır. Yavru bakımları iyidir. Ancak kızgın yapılarından dolayı yavruların daha büyümesini beklemeden yeniden yumurtlama eğilimindedir. Yuvalarına bağlıdırlar, farklı yuvalara gitme eğilimleri bulunmaz. Yuva içinde ele gelme tarzları yoktur. Ürkek bir yapıları bulunmaktadır.

___RENK ÇEŞİTLERİ: Arap: Tamamen siyah renklidir. Açık ve koyu tonları bulunmaktadır.Beyaz: Süt beyaz renktedir.Mor: Mora yakın kırmızı tonlarıdır. Koyu kahverengiHoppalı Mor: Koyu bir gök rengine sahiptirler. Kanat üzerleri kırmızı şeritlidir. Bazen şerit renkleri koyu kahverengi olabilir.Kara Mor: Siyah renkli olup kanat üzerleri kırmızı pulludur.Gri–Kahverengi: Kanatlarının üzerinde iki sıra şerit (Kemer) bulunur.Gri–Siyah: Kanatlarının üzerinde iki sıra şerit (Kemer) bulunur. Bu renk güvercinlere yerel olarak “Kayapa” adı verilmektedir. Bu kuşların gagaları siyah olur. Renk olarak yabani güvercine benzer.Gri–Koyu Kahverengi: Kanatlarının üzerinde iki sıra şerit (Kemer) bulunur. Şeritleri gri renktir.Kırmızı: Kanatlarının üzerinde kemer bulunmaz. Şeritsizdir. Daha az tercih edilen bir renktir.Sarı: Biraz mat tonlara sahip değişik tonlarda sarı renklidir.Butlu: Kahverengi kiremit rengidir. Ancak aralarda beyaz renk tüyleri bulunur.İsli: Renk olarak şehir güvercini (Columba livia) gibidir. Daha az tercih edilen bir renktir.

___RENK SIFATLARI: Bu renklerin yanı sıra bazı güvercinlerin göğüslerinin önünde “Yıldız” adı verilen bir beyazlık bulunur. Yıldızlı güvercinler ile, kuyruk telekleri ortasında beyaz telekler olan güvercinler (Akkuyruk) daha makbul olarak kabul edilirler. Ancak renk olarak beyazla karışmış şekilde olan güvercinler (Alaca) tercih edilmezler. Bu güvercinlerin renkleri sade olmalı ve kuşun vücudunda beyazlıklar bulunmamalıdır. Alaca olanlarda, kanat telekleri genellikle beyaz olmaktadır. Göğüslerinde ise beyaz yama bulunmaktadır. Kuşun diğer yerleri kendi renginden olur. Gaga üzerindeki beyazlık ise “Nişan” olarak adlandırılmaktadır.

___NOT: Trabzon ırkı ile ilgili olarak görüşlerinden yararlandığım ve bu ırka ait çektiği fotoğrafları benimle paylaşan Trabzon’dan değerli yetiştiricimiz Hacı Abi ye teşekkür ederim.

Yazan:Yavuz İşçen

 

767 toplam izlenme, 0 Bugün

2 Milyon TL’yi Zimmetine Geçiren Veznedarın Güvercinleri İhale İle Satılacak

Makaleler 8 Aralık 2016

İzmir’de çalıştığı bankadan zimmetine 2 milyon lira geçirip kaçan ve 40 gün sonra polise teslim olan veznedar N.A.’nın 2 bin güvercinini banka haczetti. Güvercinler açık arttırmayla satılacak.

2 MİLYONU ALIP, ‘BİRAZDAN GELİYORUM’ DİYEREK KAYIPLARA KARIŞTI

Bornova’daki bir bankada 8 yıldır veznedarlık yapan bir çocuk babası N.A., iddiaya göre 2 milyon lirayı zimmetine geçirdi. Olayın ortaya çıkmasının ardından banka yetkililerinin hakkında soruşturma başlattığını öğrenen N.A., geçen 24 Ekim’de mesaideyken “Birazdan geliyorum” deyip bankadan çıkarak kayıplara karıştı. Kendisinden bir daha haber alınamayan N.A. için eşi Sevin A., kayıp başvurusunda bulunurken, banka yetkilileri de savcılığa suç duyurusunda bulundu.

İzmir’in Bornova İlçesi’nde çalıştığı bankadan zimmetine 2 milyon lira geçirdiği belirlenince kaçan ve 40 gün sonra polise teslim olan 37 yaşındaki veznedar N.A.’nın banka tarafından haczettirilen 2 bin güvercini, icradan ihaleyle açık artırma usulüyle satılacak. 19-20 Aralık tarihleri arasındaki ihale için Torbalı’ya Türkiye’nin çeşitli yerlerinden çok sayıda güvercin tutkununun gelmesinin bekleniyor.

GÜVERCİN HASTASIYIM

Polisin yakalanması için çalışma başlattığı Muğla ve Aydın’a gittiğini tespit edilen N.A., geçen 2 Aralık’ta İzmir’de Yeşilyurt Polis Merkezi’ne giderek teslim oldu. Polisteki ifadesinde, “Güvercin hastasıyım. Zimmetime geçirdiğim paralarla güvercin aldım. Bu güvercinler çok pahalı. Paraları, ATM hesabına kesip, sonrasında tanıtma işlemini yapmadım. Zimmetime geçirdiğim parayı bankaya ödemek istedim ama toparlayamadım” dedi. N.A., sevk edildiği mahkemede tutuklandı.

GÜVERCİNLERE EL KOYUP İHALE DÜZENLEYECEK

Torbalılı olan ve Çaybaşı Mahallesi’nde yaşayan bankacıdan zimmetine geçirdiği paraları alamayan banka, çare olarak çeşitli türlerdeki toplam 2 bin güvercini haczettirdi. Bankacının, zimmetine geçirdiği paralarla aldığı güvercinlere el koyan Torbalı İcra Dairesi, bu kuşlar için ihale düzenleyeceğini duyurdu.

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK GÜVERCİN İHALESİ

19-20 Aralık tarihlerinde Kuşçu Osman’ın Çiftliği’nde gerçekleşecek olan ihale Türkiye’nin en büyük güvercin ihalelerinden biri olacak. Kuşçu Osman’ın Çiftliği’nde ihaleye çıkarılacağı günü bekleyen kuşların toplam değerinin ise 1 milyon lira civarında olduğu belirtildi. 3 ayrı kümeste bekletilen ve büyük bölümü yurt dışından getirilmiş olan güvercinlerin icradan satışı için düzenlenecek ihale için Türkiye’nin çeşitli yerlerinden çok sayıda güvercin tutkunun Torbalı’ya gelmesi bekleniyor.

308 toplam izlenme, 0 Bugün

Posta Güvercininde Göz Teorisi

Makaleler 2 Aralık 2016

1-Göz bebeğinin büyüklüğü Ve küçüklüğü Uzun yada kısa mesafe yarışçısı olduğuna işarettir.
Ufak gözbebekleri Uzun Büyük göbebekleri Kısa mesafe
2-Burdaki Çizgiler postanın Hızlı yada tam tersine olduğuna işarettir
3- Burdaki Hilal şeklinde görünen siyah karartı Damızlık Olduğuna işarettir çok tercih edilen ve aranılan bir özelliktir
4- Burdaki Girinti çıkıntılar derinlemesine olması ve gözbebeğine doğru uç kısımları testere ağzı şeklinde gözükmesi güvercinin iyi soydan geldiğine işarettir
5- Burdaki siyah halka keskin ve belirgin olması bu güvercinin Soyunun kaliteli olduğuna işarettir
Büyük Bir şampiyonun Gözler hakkında uyguladığı yöntem
Frans Buelens metodu (Malines)
Hiçbir zaman gözleri aynı renkte olan güvercinleri çiftleştirmezdi .
Örneğin beyazı beyazle değil beyazı kırmızıyla birleştirir ve elde ettiği güvercinlerin her zaman kendine göre keskin ve canlı gözlere sahip olurlardı.
Bunlar Buluens’in özel türleriydi

Yazar: Tuncer Karataştan

1077 toplam izlenme, 0 Bugün

Rasyonda Kullanılan Bazı Yem Hammaddeleri ve Özellikleri

Makaleler 30 Kasım 2016

Mısır

İrilik, biçim, renk vb bakımından çok sayıda çeşit ve formu olmakla birlikte hayvan beslemede daha çok sarı mısır kullanılmaktadır. Enerji düzeyine bağlı olmakla birlikte kesif yem karmalarının yaklaşık yarısı sarı mısırdan oluşmaktadır, hayvanlar üzerinde zararlı etki yapmaz.
Selüloz oranı çok düşük olduğundan sindirilme derecesi yüksektir. Organik maddeleri kümes kanatlıları tarafından %80, diğer hayvanlar tarafından %90 dolayında sindirilir.%7-8 dolayında ham yağ içermektedir. Mısır proteini önemli aminoasitlerden triptofan ve lizin bakımından yetersiz olduğu için biyolojik değeri düşüktür. Kalsiyum, P, Fe, ve Cu içeriği diğer tahıllara göre yetersizdir. Fosfor büyük ölçüde embriyoda birikmiş olup, fitin tuzu formundadır.
Mısır tüm hayvanlara verilebildiği halde doymamış yağ asitleri bakımında zengin olduğu için tereyağını yumuşatıcı etkisi vardır. Bu nedenle arpa gibi yağı sertleştiren yemlerle birlikte verilmesinde fayda vardır.
Mısır özellikle kanatlı beslemede çok aranan bir yem kaynağıdır. Bunun başlıca nedeni enerji değerinin yüksek oluşu, iyi bir deri ve yumurta sarısı pigmentasyonu sağlamasıdır. Kanatlı rasyonlarına %50 düzeyine kadar katılabilir. Ancak mısır kullanılan kanatlı rasyonlarında lizin yetersizliği gelişme üzerine olumsuz etki yapabilir. Bu nedenle fazla miktarda kullanılan kanatlı rasyonlarının lizin düzeyi yüksek kaliteli protein kaynakları ile desteklenmesine özen göstermek gerekir. Ayrıca yüksek oranda mısır içeren karmalarla beslenen etlik ğiliçlerin yağlarında yumuşama görülebilir.

ARPA

Bira sanayinin dışında tümü hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir. Arpanın yazlık-kışlık çeşitleri ile cılız-dolgun daneleri arasında yapı ve besleme değeri açısından çok büyük bir fark bulunmaz.
Arpanın protein içeriği ve protein kalitesi çok yüksek değildir. Arpa proteini lizin, triptofan ve sistin gibi aminoasitler bakımından mısırdan daha zengindir. Ancak ham selüloz içeriğinin yüksek, yağ içeriğinin daha az olması enerji değerini düşürmektedir. Arpanın vitamin A ve riboflavin içeriği yeterli olmadığı halde pantotenik asit düzeyi çok yüksektir. Bu nedenle büyük ölçüde mısıra adayalı beslemede görülen kemik hastalıkları, katılık ve tutukluklara arpa ile daha az rastlanır.
Arpa bütün hayvanlara verilebildiği gibi özellikle geviş getiren hayvanlar için daha uygundur. Ancak koyun ve keçilere verilenin dışındakiler kabaca kırılarak ya da ezilerek hayvanlara verilmelidir. Ancak koyun ve keçilere verilenin dışındakiler kabaca kırılarak ya da ezilerek hayvanlara verilmelidir. Aksi takdirde at, katır, sığır ve manda gibi hayvanlara verilen arpa danelerinin önemli bir kısmı sindirilmeden dışkı ile atılabilir. Buna karşın çok ince öğütülecek olursa ağızda hamurlaşma nedeniyle tüketimi azalmaktadır.
Arpa süt sığırları içinde en uygun yoğun yemlerden birisidir. Selüloz içeriğinin yüksekliği nedeniyle rumende topaklaşmalara engel olduğundan sindirimi kolaylaştırır. Süt ineklerine verilen yoğun yem karmalarının selüloz düzeyini artırmak, süt yağı ve süt şekeri oranının artmasına da olumlu etkide bulunmaktadır. Bunun yanı sıra tereyağının aşırı yumuşamasını engelleyerek kalitesini iyileştirmektedir. Bu nedenle süt ineklerinin rasyonlarına bir miktar arpa sokulmasına özen gösterilmelidir.
Arpa, enerji düzeyinin düşük olması, yapısındaki ß-Glukanlar ve pentozanlara bağlı sindirim güçlüğü nedeniyle etlik civciv ve piliç rasyonlarında çok fazla kullanılmaz. Aksi takdirde sindirim bozukluklarına, büyümede yavaşlamaya, yapışkan dışkı (kloak etrafında dışkı birikimi) ve ıstlak altlık oluşumuna neden olur. Bunun yanı sıra civcivlerin ince öğütülmüş rasyonlarına fazla miktarda öğütülmş arpa katılması halinde barsak tıkanmaları sonucu ölümlerde görülebilmektedir. Arpa genellikle enerji gereksinmeleri daha az olan yumurta piliç ve tavuk rasyonları ile damızlık tavuk ve hindilerin rasyonlarına katılmaktadır. Ancak uygun enzim takviyesi ile etlik piliç rasyonlarında da belirli düzeylerde kullanılabilir.

BUĞDAY

Buğdayın kimyasal yapısı diğer tahıl tanelerine göre daha geniş değişim gösterir. Buğdayın protein içeriği iklim, çeşit, toprak ve gübreleme gibi etkenlere bağlı olarak %8 ile %20 arasında değişebilmektedir. Sert buğdaylar yumuşak buğdaylardan daha fazla protein içeriğine sahiptirler. Buğday proteini lizin ve triptofan içeriğinin yüksek olması nedeniyle mısır proteininden daha kalitelidir. İnce öğütülmüş buğdayın kümes kanatlılarına verilmesi halinde kursakta hamur kitlesi birikebilir.
Vitamin A ve D düzeyi çok yetersizdir. Diğer tahıl taneleri gibi riboflavin miktarı yetersiz olmakla birlikte nikotinik asit ve pantotenik asit düzeyleri mısırdan yüksektir. Ayrıca Vitamin E bakımından çok yüksektir.
Buğday geviş getiren hayvanlara alıştırılmadan fazla yedirildiğinde sindirim zorluğu, şişme ve bazende ishale neden olabilir. At gibi geviş getiren hayvanlarda kaşıntı ve koliklere neden olabilir. At ve katır gibi iş hayvanlarına kabaca kırılarak verilmeli ve kolikleri önlemek için kaba yemlerle karıştırılarak verilmelidir.
Süt ineklerinde yoğun yem karmasının 1/3 nü buğday oluşturacak şekilde verildiğinde en iyi sonuç alınmaktadır.
Kümes kanatlıları pentozan (ksilan) içeriği nedeniyle buğdayı diğer çiftlik hayvanlarına oranla daha az sindirebilmektedirler. Ancak organik maddelerin sindirilme derecesi yine de %80 in üzerindedir. Kümes kanatlılarına aşırı miktarda buğday verilmesi halinde sindirim bozukluğu, yapışkan dışkı ve ıstlak altlık gibi sorunlarla karşılaşılabilir. Buğday kanatlılara genellikle kırılarak veya öğütülerek verildiği gibi tercihli yemleme uygulamalarında bütün dane olarak da verilebilmektedir. Buğday danesinin kanatlılara öğütülmeden bütün olarak verilmesi taşlığı harekete geçirdiğinden sindirilebilirliğini olumsuz yönde etkiler.

ÇAVDAR

Besin maddeleri içeriği bakımından buğdaya benzemekle beraber dolgun daneliçavdarın nişasta içeriği buğdaydan yüksektir.Amino asitlerden lizin, methionin, lösin ve izolösin yetersiz düzeydedir.Mineral madde bileşimi buğdayda olduğu gibi iyi değildir.Mg ve P bakımından oldukça zengin olmasına karşın Ca ve iz elementler bakımından yetersiz düzeydedir.
Düşük selüloz içeriği ve sindirilme derecesinin yüksek olması nedeniyle enerji değeri iyi olduğu halde, çavdarın besi hayvanlarına fazla yedirilmesi halinde sindirim bozuklukları ve ishal görülür. Bu durumda çavdarda yüksek düzeyde bulunan pentozanlar, ß-Glukanlar ve pektinlerin sindirimindeki güçlüğün ve barsak florasını değiştirmelerinin yol açtığı bildirilmektedir. Çavdarın besi rasyonlarında %20 yi aşmayacak şekilde kullanılmasına özen gösterilmelidir. Ayrıca çavdarmahmuzu-ergot-(Claviceps purpuera) ile bulaşık olması halinde lezzeti azaldığı gibi hayvanlar için tehlikeli de olabilir. Adı geçen mantarın içerdiği alkoloidler sinirler üzerine etkide bulunarak, hayvanın dengesini yitirmesine, felç ve krampların ortaya çıkmasına neden olurlar. Bunun yanı sıra uterusu etkileyerek gebe hayvanların yavru atması sonucunu da doğururlar. Çavdar mahmuzu yanında çavdarda tripsin ve kimotripsin engelleyicisi ve amilaz engelleyicileri de bulunmaktadır. Çavdarda ayrıca egzamalara yol açan alerjik bir etmeninde bulunduğu bildirilmektedir. Yukarıda bildirilen sakıncaları nedeniyle çavdarın hayvanlara tek başına değil, mısır, yulaf veya arpa ile karışık halde verilmes gerekir.
Çavdarın süt ineklerine de tek başına yedirilmesi halinde yukarıda belirtilen sakıncalar ortaya çıkmaktadır.
Kümes kanatlıları tarafından pek sevilmediği gibi protein kalitesi açısından da yeterli değildir. Rasyonun %52inden fazla olması halinde sindirim bozukluğu görülmekte, verim düşmekte ve yapışkan dışkı oluşmaktadır.

TRİTİKALE

Buğday ve çavdarın melezlenmesi ile oluşturulan tritikale, kıraç ve eğimli arazilerde buğdaya oranla daha yüksek verimli, besin madde içeriği açısından ise çavdara oranla daha zengin bir yem kaynağıdır. Yetiştirme koşullarına ve yetiştiği toprağın yapısına bağlı olarak %11-20 arasında ham protein içerir.Enerji içeriği ve amino asit kalitesi buğdaya benzer olmakla birlikte çavdarınkinden daha yüksektir.Buğdayda olduğu gibi fitaz içeriği yüksek olduğundan mısır ve sorguma oranla yararlanılabilir fosfor içeriği yüksektir.Diğer besin madde içeriği açısından daha çok buğdaya benzer.Fiyatının uygun olduğu koşullarda buğday yerine rahatlıkla kullanılabilir.Çiftlik hayvanlarının beslenmesinde kullanım düzeyi konusunda buğday ile aynı özellikleri göstermektedir.

YULAF

Yulaf genellikle kavuzlu tüketilen bir dane yemdir. Kavuz tüm danenin yaklaşık %20-30 unu oluşturur. Kavuzsuz yulaf besleme değeri açısından buğdaya eşdeğerdir. Yulafın besleme değerini etkileyen unsur danenin kavuz oranıdır. Kavuz oranının %24 dn aşağı olması halinde düşük kavuzlu, %28’den yüksek olması halinde yüksek kavuzlu olarak kabul edilir.
Yulaf protein içeriği %16 ya kadar çıkabildiği halde proteinin biyolojik değeri bakımından diğer tahıl daneleri ile uyum gösterir. Özellikle lizin, treonin,metionin ve triptofan aminoasitleri sınırlayıcı faktör olarak ortaya çıkmaktadır.Tahıl daneleri arasında ham yağ oranı en yüksek olanlardan biridir.
Yulaf süt inekleri için uygun bir yem olmakla beraber tek başına yeterli değildir.Besin madde eks**liklerinin karşılanması gereklidir.Süt verimi ve yağ oranının artışına olumlu etkide bulunmaktadır.Yulafın fazla miktarda verilmesi süt yağının yumuşamasına neden olmaktadır.Süt ineklerine yulaf orta incelikte öğütülerek ya da kabaca kırılarak verilmelidir.
Yulaf kümes hayvanları için fazla uygun yem değildir. Yumurta tavuğu rasyonlarında %20 den yukarıya çıkarılmaması gerekmektedir. Civciv rasyonlarında ise %10-15 den fazla bulunması halinde yapısında ki B-Glukanlar pentozanlar nedeniyle sindirim bozukluklarına ve canlı ağırlık artışında azalmalara neden olur.

SOYA

Soya %32-33 düzeyinde protein içermektedir. Hayvanlara yedirilen bitkisel yemler içerisinde proteinin biyolojik değeri en yüksek olandır.%6-6,5 ile en yüksek düzeyde lizini soya proteini içerir. Ham selüloz içeriği düşük olduğundan organik maddelerin yaklaşık %90 ı sindirilir. Mineral bileşimi diğer baklagil tohumlarından daha iyidir. Kalsiyum fosfor oranı 1,2;1:2,5 arasında değişir.
Soya danesinde besin maddelerinin yanı sıra soya proteininden yararlanmayı azaltan, enerji ve yağ rezorpsiyonunu düşürerek gelişmeyi engelleyen enzimler, tripsin engelleyicileri ve saponin gibi bileşikler vardır. Bu nedenle özellikle domuz ve kümes kanatlılarının beslenmesinde çiğ soya kullanımı sakıncalıdır. Soyada bulunan 20 dolayında ki enzimden lipoksijenaz, üreaz ve tripsin engelleyicisi hayvan besleme açısından önemlidir. Lipoksijenaz yağları okside eder. Bir proteaz olan üreaz ise üreyi karbondioksit ve amonyağa hidrolize eder. Bu nedenle çiğ soyanın bulunduğu rasyona üre katılması halinde hayvanlarda amonyak zehirlenmesi görülür. Soyada bulunan tripsin engelleyicisi pankreastan salgılanan tripsin etkinliğini engelleyerek organizmadaki kükürtlü aminoasitlerin yoğun bir şekilde dışarıya atılmasına neden olur.
Soyanın bu tip beslenmeyi engelleyici bileşikler nedeniyle özellikle kümes kanatlıları ve tek mideli hayvanlara soya danesinin ısı işleminden geçirildikten sonra verilmesi gerekir.Özellikle soyanın ekstrüzyon işlemine maruz bırakılarak elde edilen formu olan tam yağlı soya veya yarı yağı alınmış yarım yağlı soya günümüz yem sanayisinin önemli bir ham maddesi durumundadır.
Süt verimini artırdığından süt inekleri için uygun bir yem olduğu halde fazla miktarda yedirilirse süte soya kokusu siner. Bu nedenle hayvan başına 1 Kg dan fazla verilmemeli.
Kümes kanatlıları için pişirilmiş soya(tam yağlı veya yarım yağlı soya) hayvansal proteinlerin yerine geçebilecek en uygun yemdir. Civciv rasyonlarında çiğ soya kullanılması halinde gelişme geriliği, pankreas büyümesi ve besin maddelerinin sindirilme derecesinin düşmesi gibi olumsuzluklarla karşılaşılır. Kümes kanatlılarının rasyonlarında hayvansal proteinin yarısının soya (soya fasulyesi küspesi+tam veya yarım yağlı soya ) proteininden karşılanması halinde en iyi sonuç alınmaktadır.

SOYA FASULYESİ KÜSPESİ

Özellikle kümes kanatlıların beslenmesinde son derece önemli bir yem olan SFK nın kabuklusu %44, kabuksuz %48-50 ham protein içerir ve proteinin biyolojik değeri diğer bitkisel yemlere göre çok yüksektir. Bunun nedeni %2,9-3 lizin içermesidir. Metionin soya küspesinde oldukça yüksek bulunduğu halde ısıtmanın az olduğu ekstraksiyon küspelerde bulunan tripsin engelleyicisi metionin ve sistinden yararlanmayı düşürür.
SFK daha çok kümes kanatlıların ve genç hayvanların yoğun yem karmalarına katılması önerilir. Süt ineklerine günde 2 ; 2,5 kg verilmesi uygundur. Küme hayvanlarında metionin bir hayvansal protein kaynağı ile desteklenmiş soya küspesi iyi sonuç vermektedir.

PAMUK TOHUMU KÜSPESİ

Elde ediliş yöntemine göre %35-45 arasında protein içerir. Lizin, Metionin ve sistin başta olmak üzere esansiyel amino asitler içeriği yetersiz olduğundan proteinin biyolojik değeri çok yüksek değildir.
PTK çoğunlukla toksik düzeyde gossipol içerir. Gossipol tek mideli hayvanlar için zehirli etkiye sahiptir. Ekspeller küspesi 200 500 mg/Kg, ön presten geçirilmiş ekstraksiyon küspesi 200;700 mg/Kg ve ekstraksiyon küspesi ise 1000 5000 mg/Kg serbest gossipol içerir. Genellikle tek mideli hayvanların rasyonunda 100mg/Kg dan fazla gossipolün bulunmaması gerekir. Gossipol civcivlerde iştahı azaltır, büyüme ve yemden yararlanmayı gerileterek ölümlere neden olabilir. Tavuklarda yumurta verimi ve ağırlığını düşürür. Geviş getiren hayvanlarda gossipolun toks** etkisinin olmadığı kabul edilmekle birlikte, son yıllarda fazla miktarda gossipol tüketimin bu hayvanlarda da çeşitli sorunlara neden olduğu bildirilmektedir. PTK yumurta akında pembe lekeler oluşturan bazı s**lopropen gurubu bileşikler içermekte olup, bunların en önemlisi sterkulik asittir. Bu bileşikler yumurta sarısının pH#8217;sını yükseltir, su oranını artırır ve beyaz renkli proteinlerinmiktarını fazlalaştırır. Ayrıca haşlanmış yumurtalarda sarının elastikiyet (lastiğimsi bir yapı) kazanmasına neden olur.
Süt ineklerine pres küspesi en fazla 1 Kg verilmelidir. Gebeliği ilerlemiş hayvanlara fazla verilmesi halinde yavru atmalara neden olabilir. Besi sığırlarına diğer küspe ve dane yemlerle birlikte günde en çok 4#8211;5 Kg PTK önerilir. En uygun miktar 1-2 Kg olup fazlası iç yağını sertleştirebilir. Öte yandan besiye alınan erkek materyallerin rasyonlarında PTK kullanımına ayrı olarak dikkat edilmelidir. PTK daki yüksek silisyum içeriği nedeniyle bu hayvanlarda idrar taşı oluşumuna bağlı ani ölümler görülebilir.
Kümes kanatlıları rasyonuna ekstraksiyon küspesi %10#8211;15 düzeyinde katılabilir. Ancak yumurta tavuklarında yumurta kalitesi üzerine olumsuz etkileri nedeniyle rasyonda PTK kullanımı son derece sınırlı olmalı veya rasyonda PTK lara yer verilmemelidir.

AYÇİÇEĞİ TOHUMU KÜSPESİ

Ayçiçeği küspesinin besleme değeri kabuklu ve kabuksuz oluşuna göre büyük ölçüde değişmektedir.Kabuğu hiç ayrılmamışsa Ekspeller ATK nın protein oranı %15 e kadar düşmekte, selüloz oranı ise %38 e kadar çıkabilmektedir.Buna karşılık kabuğu alınmış ekstraksiyon ATK nın ham selüloz oranı %15, ham protein oranı ise %40 ın üzerinde olabilmektedir.Türkiye de ATK nın %70 i Ekspeller yöntemi ile üretilmektedir.ATK lizin olmak üzere esansiyel amino asitler yönünden yetersiz olup proteinin biyolojik değeri orta düzeydedir.Metionin düzeyide yetersiz olmakla birlikte diğer küspelere oranla daha yüksektir.
İyi kalitede ATK özellikle geviş getiren hayvanlar için değerli yem olup lezzetli olması nedeniyle tüm hayvanlar tarafından sevilerek tüketilir. Süt ineklerine günde 2#8211;2,5 Kg, besi sığırlarına 6 Kg. kadar verilebilir. Yumurta tavuklarında yumurta verimi üzerine olumlu etkisi olduğu bildirilmektedir. Broylerin etini yumuşattığı için bunlar için pek uygun değildir. Broyler karmalarının ham proteinin %15-20 si, yumurtacı tavukların ise %30-35 i rahatlıkla ATK dan sağlanabilir.

BUĞDAY KEPEĞİ

Buğday kepeğinin içerdiği besin maddeleri nedeniyle iki temel diyetetik özelliği vardır. Birincisi ağır ve yoğun yem karmalarını hafifleterek daha lezzetli olmalarını ve sindirimlerini kolaylaştırır. İkincisi laksatatif(yumuşatıcı) etkiye sahip oluşudur. Bu amaçla bütün hayvanların yemlenmesinde kullanılabilir.
Süt ineklerinin yoğun yem karmalarının %25-30 nu oluşturacak düzyde kullanılabilir. Kümes hayvanlarında ise en fazla %15-20 düzeyinde kullanılabilir.

ET UNU

Kesimhanelerde veya et işleme tesislerinde elde edilen et kalıntıları, insan yiyeceği olarak kullanılmaya uygun olmayan etler, çeşitli yöntemlerle rendering tesislerinde işlenip kurutulduktan sonra öğütülerek et unu elde edilir. Et unlarında yağ oranı %18 e kadar çıkar.
Yağ oranı düşük olanlar tercih edilir. Ayrıca et ununun normal olarak %50 den fazla protein içermesi gerekmektedir. Aksi halde kemik karışmış demektir ve et-kemik unu sayılırlar. İyi bir lizin kaynağıdır (%2,6). Kümes kanatlıları ve buzağı gibi gelişmekte olan hayvanların rasyonlarına %3-5 oranında katılabilir. Yem karmasının özellikle lizin yetersizliğini gidermede kullanılır. Yaklaşık %3-4 P ve %7-8 Ca içerdiğinden iyi ve dengeli bir Ca ve P kaynağıdır.

ET KEMİK UNU

Et ,kemik ununun en az %40 ham protein en fazla %10 yağ içermesi gerekir. %10 Ca ve %5-6 P içeriği ile oldukça dengeli bir Ca-P kaynağıdır. Kolay acılaşacağından yağ oranı yüksek istenmez. Gerek çok fazla Ca ve P içermesi gerekse protein kalitesinin düşük olması nedeniyle rasyonlara fazla katılmaz, tek protein kaynağı olarak katılmaz. En çok kümes kanatlıları ve domuz rasyonlarında kullanılır. Karmanın diğer ham maddelerine bağlı olarak %3-5 düzeyinde katılması önerilir.

220 toplam izlenme, 0 Bugün

Sayfa 1 / 91 2 3 9